11 Aralık 2009 Cuma

Çayönü - İlk Neolitik Yerleşimler

Çayönü’nde dikkati çeken en önemli nokta, özel binaların varlığıdır. Çatalhöyük’e baktığımızda tüm binalar birbirinin benzeridir. Oysa Çayönü’nde diğerlerinden farklı biçimde ve farklı materyalden yapılmış binalar vardır. Bu binaların inşa teknikleri bile bunların tapınak olduğunu göstermektedir. Çatalhöyükte’yse bu ayrım ancak binaların içinde bulunan nesnelerden yapılabilmektedir [i] ve farklılaşma binaların içindedir. Özdoğan’a göre, Orta Anadolu’da karşımıza neolitik yaşam tarzı olarak tipik köy yaşantısı çıkarken, daha doğuda (Çayönü, Nevalı Çori) topluluğun ortak çabasının ürünü özel (kamusal) binaların (tapınak benzeri)[ii] öne çıktığını görüyoruz. Doğuda sembolizmle ilgili çabalar bile ortak çabayla gerçekleşmektedir. [iii] Günümüzden 8500 yıl öncesine ait Çayönü’nde yerleşim biriminin merkezinin bir plan doğrultusunda oluşturulduğu, [iv] bir meydanın çevresinde büyük ölçek anıtsal binaların kurulmuş olduğu görülmektedir. [v] Ayrıca Çayönü’nde birçok kişinin Kafatası Evi adı verilen binaya gömülmüş olduğu da tespit edilmiştir. [vi] Ölülerin evlerin içine gömüldüğü diğer neolitik yerleşkelere göre bu önemli bir gelişmedir. Evlerde tabanların altına gömülme neticede ölüyü yaşanılan dünyadan tecrit eden bir uygulamadır. Ölüye ulaşılabilirlik, gömüldüğü yeri kazmanın dışında mümkün değildir. Kafatası Evi’yse ölülere istenildiği anda ulaşmayı sağlamaktadır. Bu uygulamada bir yandan ölüler yaşayanlar için simgesel bir kaynağa dönüştürülmekte, bir yandan da ölüler sayesinde geçmişle şimdi arasında süreklilik oluşturulmaktadır. Bu sürekliliğin, yerleşim biriminin bir yere dönüştürülmesi ve bu yerin de bir toplulukla, bir grupla ilişkilendirilmesiyle bağlantılı olduğu düşünülebilir. [vii] Yerin önem kazandığı kültürlerde o topluluğun atalarının da önem kazandığı tespit edilmiştir. Aksine, yerin sahiplenilmesinin önemli olmadığı avcı-toplayıcı gruplardaysa ölülerin daha az önemli olduğu görülmüştür. [viii]

Çayönü’nde dikkati çeken bir diğer önemli nokta da mimaridir. Her şeyden önce mimari çaba bu topluluğun önemli özelliklerinden biridir. Bunu Çayönü’nde ev formunun geçirdiği evrelerde görebiliyoruz. Çayönü’nde gördüğümüz kalıcı ilk yapı yuvarlak evdir (Şekil 2). İkinci evrede bu yuvarlak evin yerden daha yüksek bir zemine oturtulduğunu ve bu zeminin dörtgen bir şekilde inşa edildiğini görüyoruz (Şekil 3). Üçüncü evredeyse tam anlamıyla dörtgen evin ortaya çıktığını görüyoruz (Şekil 4).


Şekil 2 Çayönü Yuvarlak Ev (1.Evre)[ix]

Yuvarlak kulübenin dörtgen kulübeye göre çeşitli avantajları vardır ama yuvarlak yapıların 6 m’lik bir çaptan daha büyük yapılmaları çeşitli teknik sorunlar barındırdığından, bu noktada dörtgen yapılara geçiş görülür. Çayönü’nde görülen ızgara yapıların henüz dörtgen yapılara geçişi temsil etmediği anlaşılmıştır. Şekil 3’de de görüldüğü gibi, ızgara yapılar yüzeyi yükseltmek için kullanılmış, bunların üzerine yine yuvarlak yapılar inşa edilmiştir. Bu yapılar daha sonra zamanla dörtgen evlere dönüşmüştür. [x]

Mimariye, ev formuna ve kamu alanlarının düzenlenmesine verilen önem, Çayönü topluluğunu daha farklı bir yere koymaktadır.


Şekil 3 Çayönü Yuvarlak Ev Dörtgen Zemin (2.Evre)[xi]

Mekândan yere dönüşüm ancak kavramsal bir düzenin mekâna dayatılmasıyla mümkün olur.[xii] Çayönü’nde söz konusu olan da böyle bir şeydir. Bu kavramsal düzen insanların içinde bulundukları iletişim ve güç alanını yeniden düzenler, bilgiye ve güce ulaşılabilirliğinin kuralarını belirler. Bir meydanın etrafında büyük ölçekli anıtsal binaların varlığı daha üst düzeyde bir iletişimin ortaya çıktığını gösterir. Ortak alanlar yaratılmaktadır. Çatalhöyük’te böyle bir şey görülmez ama orada da tüm binaların birbirine benzemesi gibi bir durum söz konusudur. Bu yerleşim birimlerinde yer almış ilişkiler hakkında hâlâ bilmediğimiz çok şey var. Tüm evlerin birbirine benzemesini hiyerarşinin olmaması şeklinde yorumlayıp o yerin henüz kent aşamasına ulaşmadığını savunmak için henüz yeterince kanıt birikmemiş olabilir.



Şekil 4 Çayönü Dörtgen (3.Evre)[xiii]

Aynılık maddi anlamda eşitliği akla getirebilir ama herkesin aynı ev formunu uygulaması daha üst düzeyde bir kontrol mekanizmasının varlığına da işaret edebilir ki, bu durumda karşımızda gelişigüzel bir arada yaşayan bağımsız birimler değil, daha üst düzeyde bir birimin dayattığı kimliğe uyan birimler belirir. [xiv] Her iki durumda da doğal olanın dışına çıkan bir dayatma görülmektedir. İnsanlar kendi çevrelerini yaratmaya çalışmaktadır. Çayönü ve Anadolu’nun güneydoğusundaki yerleşim birimlerinde bu daha açık bir şekilde görülmektedir. Bu yerleşkede kamusal alanlar belirmiş, sembolik yaşamın bu alanlarda üretilmesi süreci başlamıştır. Geleceğin tapınaklarının habercisi anıtsal binalar belirmiştir. Batıya baktığımızda daha mütevazı bir gelişim vardır. Henüz tapınak benzeri yapılar belirmemiştir. Bu noktada doğu daha farklı bir gelişimin içindedir. Çayönü’ne bir kent demesek de, medeniyete geçmiş, kentsel olana doğru giden bir yerleşim birimi diyebiliriz.

[i] ÖzdoğanI, 254, 255, 259.[ii] agy, s.254.[iii] agy, s. 256-257.[iv] Joukowsky, s.75.[v] agy, 76.[vi] agy, 78.[vii] Bradley, 62-63.[viii] Thomas, 127-128[ix] Keskin, 382[x] ÖzdoğanII, 25-27.[xi] Keskin, 383[xii] Thomas, 34.[xiii] Keskin, 383[xiv] Goodman, 151.

1 yorum:

  1. timuçin bey çok teşşekkür ederim.Ablama ilk çağ sınavında çok yardımcı oldunuz:)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...