Kayıtlar

Ortaçağ etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Roma İmparatorluğu'nun Hıristiyanlaşması III

Hıristiyan Roma Roma’nın Hıristiyanlığı kabulü, Konstantin’in 312’de Maxentius’a karşı Milvian Köprüsü zaferiyle gelmiştir. Bu zaferi Hıristiyanların tanrısının yardımıyla kazandığına inanan Konstantin, bu zaferin hemen ardından 313’te ilan ettiği Milano Fermanı’yla Hıristiyan karşıtı politikalara son vermiştir ve böylece Hıristiyanlık diğer inançlarla eş statüye yükselmiştir. Bu hamlenin Hıristiyanlığın devlet dini yaptığı düşünülmemelidir. Hıristiyanlık diğer dinler gibi yasal ve korunan dinler kategorisine dahil edilmiştir. Üstelik Konstantin Hıristiyanlığın tarafında yer almış ve bu inancı kısmen benimsemiştir. Fakat diğer yandan, aynı Konstantin çok tanrılı devlet dininin başrahibi olarak pontifex maximus statüsünü ve makamını korumuş, bastırdığı paraların üzerinde pagan simgeleri en azından 323 yılına kadar belirmeye devam etmiştir ki, kendisi de Hıristiyan olmanın en önemli gereği olan vaftiz uygulamasını ölümünden birkaç dakika öncesine kadar yerine getirmemiştir. Her şeye r...

Roma İmparatorluğu'nun Hıristiyanlaşması II

Geç Roma İmparatorluğu’nda Yeni Platoculuk Üçüncü yüzyıl Roma İmparatorluğu’nda entelektüel ve dini yaşamda önemli değişikliklere neden olmuştur. Çeşitli yeni akımlar belirmiş, Hıristiyanlığın maruz kaldığı ayrımcılık ve zulmün hem boyutları hem de şiddeti artmıştır. Bu ikinci değişiklik, antikçağ hoşgörüsünün değişmekte olduğuna işaret ettiği için önemlidir. Genelde tüm inançların ve tanrıların serbestçe ve birlikte var oldukları antikçağ dünyasının bireyleri üçüncü yüzyılla birlikte buna daha az izin vermeye başlamıştır. Bu çoktanrıcı antikçağ bireylerinin geleceğin Hıristiyanlarını oluşturacaklarını dikkate alacak olursak, bu değişim önemlidir. Sadece Hıristiyanlık değil, hoşgörüsüzlük de yayılmıştır ve ilk başta Hıristiyanlara karşı zulümde bulunan bu insanlar daha sonra da Hıristiyan olarak Hıristiyanlık öncesi ve Hıristiyanlıktan faklı inançlara karşı zulüm de bulunmuş ve kesinlikle hoşgörülü olmamıştır. Roma İmparatorluğu’nda siyasi iktidar az sayıda bireyin elinde top...

Roma İmparatorluğu'nun Hıristiyanlaşması I

Ortaçağ tektanrılı dünyaya geçişi mi temsil ediyor? Daha önce bahsetmiş olduğumuz gibi, ortaçağa geçişte gözlemlenen en önemli değişikliklerden biri kutsal boyutundadır. Kutsal boyutunda gözlemlediğimiz bu büyük değişiklik, çoktanrılı dünyadan tektanrılı dünyaya geçiştir. İlk bakışta doğru gözüken bu iddia aslında bazı sorunlar içermektedir. Antikçağ olarak adlandırdığımız dönemde de tektanrıcılık gözüküyor. Yani tektanrıcılık sadece ortaçağa özgü bir görüngü değildir. Her şeyden önce, çok yaygın olmasa da Yahudilik vardı. Diğer yandan, antikçağın son dönemlerinde Yunan felsefesi veya Yunan çoktanrıcılığı tektanrıcılığa doğru gidiyordu ki aslında bunu kısmen başarmıştı da. Bir yandan tanrıların-tanrısı gibi yaklaşımlar belirirken, bir yandan da neredeyse tektanrıcı diyebileceğimiz inançlar ortaya çıkıyordu. İnsanlar kutsal olarak adlandırdığımız boyutu, bir şekilde teklikle, tektanrıcılıkla özdeşleştirmeye başlamıştı ki, bu bizi bunun ortaçağda ortaya çıkmış bir değişiklik ol...

Ortaçağ

Eğer konu Anadolu ve özellikle de Orta Asya göçü olacaksa, bu göçün nasıl bir dünyaya olduğunun incelenmesi gerekiyor. Oysa bugüne kadar genellikle tersi söz konusu olmuş. Dikkatler sadece gelenler üzerinde yoğunlaştırılmış (hâlâ da öyle) ama gelinen yer ve buradaki dünya üzerinde durulmamış, bu anlaşılmaya çalışılmamış. Orta Göçü, gelenler boş veya nispeten boş bir yer buldular şeklinde kurulunca tabii ki böyle bir tartışmaya da gerek kalmıyor. Ama eğer bunu tersi söz konusu olmuşsa, en azından böyle bir ihtimal tartışmalara dahil edildiğinde, o zaman gelinen yerin anlaşılması şart oluyor. Dolayısıyla, Bizans olarak adlandırılan Hıristiyan Roma veya Doğu Roma dünyasına bakmak ve bu bağlamda ortaçağı bir şekilde tanımlamak, bu konuları en azından bir parça irdelemek gerekiyor. Birkaç gün önce Bizans üzerine bir şeyler koymuştum. Şimdi de ortaçağ üzerine sanırım birkaç yıl önce yazdığım ders notlarını ekliyorum. Ardından tekrar Bizans’la devam ederek Malazgirt’e bu sefer de batı isti...

Farklı Ortaçağlar

Resim
Batı tarihçiliğinin ortaçağ kavramı üç temel sürecin yansıtılmasını içerir: (1) Merkezi devletin ortadan kalkması, (2) Kentsel ekonominin ve yapının gerilemesi (burada kentsel yerine medeniyetsel dokunun gerilemesi de denebilir), (3) Hıristiyanlığın (veya tektanrıcılığın) hegemonik bir ideolojiye dönüşmesi. Batı Avrasya’nın (Batı Avrupa) başına gelenle Doğu Avrasya’nın (Doğu Asya) başına gelen arasında benzerlikler kurulabilir. Aynı şekilde bazı farklılıklardan da bahsedilebilir. Bu iki oluşumu ortak bir kategoride birleştiren Avrasya bozkır göçebe topluluklarının faaliyetleridir. Avrasya bozkırlarında beliren hareketlilik sonunda iki tarafı da etkilemiştir ki, Avrasya bozkırları bu iki medeniyet bölgesini doğrudan birleştiren etkileşim koridoru olarak görülebilir. Avrasya bozkır hareketlenmesinin etkileri Orta Asya ve Hindistan’da da hissedilmiştir. Arabölge bu hareketlenmenin dışında kalmamıştır ama bu bölgedeki medeniyetler bu hareketlenmenin olumsuz sonuçlarına direnebilmiştir....

Ortaçağın Tanımlanması, Belirlenmesi

Resim
Abu-Lughod’un 1300’ler Dünya Sistemi 3 Modern çağın başlangıcını belirlemek ne kadar kolaysa, modern öncesi dönemlerin nasıl adlandırılacağı konusunda bir fikir birliğine varmak da o denli zor gözükmektedir. Temel sebep, yukarıda değinildiği gibi, Avrasya kadar büyük bir toprak parçasının zorunlu olarak farklı gelişim çizgilerine yol açmasıdır. Bir tarafın ortaçağı diğer tarafın ortaçağıyla çakışmadığı gibi, aynı kavramlaştırmanın her iki uç bölge ve hatta tüm bölgeler için aynı şekilde kullanılabileceğini söylemek de zordur. Neredeyse herkesin (Batı tarihçiliğinin dünya tarihçiliğindeki hegemonyasından ötürü) aşina olduğu ortaçağ kavramının daha çok Avrupa için geçerli olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim bu kavram Avrupa tarihçiliğinin bir icadıdır. Eğer ortaçağ kavramının son zamanlara kadar “Karanlık Çağ” anlamında kullanıldığını dikkate alacak olursak, elbette diğer bölgelerin de, her ne kadar aynı tarihlere denk düşmeseler de, karanlık, yani medeniyetsel gelişimin...