Kayıtlar

Tunç Çağı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Asya Tarihi - İndüs Sonrası: Aryanlar

Hindistan bölgesinin İndüs sonrası gelişimi Hint-Avrupalılar ve Aryanlar tartışmasıyla yakından bağlantılıdır. Bugüne kadar genelde kabul görmüş görüşe göre, Hint-Avrupa kökenli Aryan kabileleri Hindistan’a dışarıdan gelmiş ve burada uzun süredir var olan İndüs medeniyetini ortadan kaldırmıştır. Fakat son zamanlarda belirmiş bir başka görüş de Aryanların dışarıdan gelmediklerini, bölgenin yerel halkı olduklarını ve dolayısıyla İndüs medeniyetinin Aryan olduğunu ileri sürmektedir. Her ne kadar ilk görüş daha fazla destek görmekteyse de(eldeki veriler bu görüşü daha çok desteklemektedir), ikinci görüş de en azından ciddiye alınmayı gerektirecek argümanlar sunmaktadır. Muhtemelen İndüs dilinin çözülmesi bu tartışmayı sona erdirecektir ama o zamanda kadar kesin bir şey söylemek zordur. Bununla beraber yerelci görüşün Hint-Avrupalıların Hindistan’dan yayılmış oldukları gibi bir tezi savunmak zorunda kalması, bu görüşün karşılaştığı en büyük sorundur. Hindistan bölgesinin İndüs-sonrası ö...

Asya Tarihi - İndüs Medeniyeti

Resim
İlk kırılma evresinin en azından Yakındoğu medeniyetsel dokusunda MÖ 1500’lerde ortaya çıktığı söylenebilir. Yakındoğu’nun aldığı yağış MÖ 3100 ile MÖ 1200 arasında düşmüştür. Eski düzeylere ancak MÖ 850’lerden itibaren geri dönülmüştür. Kötüleşen iklim koşularıyla birlikte, MÖ 1750’den itibaren Yakındoğu ticareti de düşmeye başlamıştır. İndüs (ya da Harappa) medeniyetinin sonunu muhtemelen bu düşüş getirmiştir. Güney Mezopotamya da hiçbir zaman eski günlerine dönememiştir. Ticaret hacmindeki bu bölgesel düşüşün her yeri aynı derecede etkilediği söylenemese de (örneğin Yakındoğu’nun batı kısımları, yani Girit, Levant ve Mısır üçgenini kapsayan kısım aynı anda ve/veya aynı derecede etkilenmemiştir), İndüs ve Güney Mezopotamya arasındaki ticaret ciddi bir darbe almıştır. İndüs medeniyeti MÖ 1700 – 1500 arasında sona ererken ve Güney Mezopotamya’daki hareketlilik de daha kuzeye kayarken, Doğu Akdeniz havzası MÖ 1200’lerde Deniz Halkları olarak adlandırılan saldırgan gruplar tarafından g...

Asya Tarihi - Kırılma Evreleri

Dünya tarihi perspektifi açısından bakıldığında bazı dönemler kırılma evreleri şeklinde tanımlanabilir. Genel hatlarıyla dünya tarihine bakıldığında bazı dönemlerde bölgesel, kıtasal veya hatta küresel büyük dönüşümlere rastlamak mümkün gözükmektedir. Tarihin erken dönemlerinde daha çok bölgesel kırılma evreleri söz konusuyken, zaman ilerledikçe bu kırılmaların etki alanları da büyümüştür. Bu dönüşümlerin neredeyse tamamen dünya ticaretiyle ilgili olduklarını görmemek olanaksızdır. Medeniyetlerin büyümesi ticari ağların genişlemesiyle doğrudan bağlantılı olduğundan, bunlarda ortaya çıkan değişiklikler doğal olarak ağların her yanını etkilemiştir. Bir tarafta yaşanan büyük bir çöküş etkisini diğer tarafta veya taraflarda göstermiştir. Bu yıkımlar veya krizler her yerde aynı düzeyde yaşanmamışsa da, eninde sonunda tüm taraflar az veya çok etkilenmiştir. Bu arada bazı taraflarsa daha kazançlı çıkmış ve sonunda yeni yapılanmalar belirmiştir. Kırılma evreleri açısından baktığımızda (ki ...

Medeniyetin Tüm Hatlarıyla İlk Kez Belirmesi II
Mezopotamya: Erken Hanedanlık Dönemi – Büyük Aileler (Saraylar)

Resim
Uruk dönemi yerini günümüzde Hanedanlık dönemi olarak adlandırılan evreye bırakır. Geçiş, sorunsuz bir süreklilik biçiminde gerçekleşmemiştir. Bir tür düşüş vardır ama bu tamamen bir yok oluş değildir. Söz konusu olan daha ziyade güney Mezopotamya toplumunun yeniden örgütlenmesidir. Mezopotamya: Sümer ve Akad Erken Hanedanlık dönemi (MÖ 2800–2350) daha merkezi kurumlaşmaların, özellikle de rahiplerin, yani dini kimliklere sahip örgütleyicilerin dışında yöneticilerin ortaya çıktığı bir dönemdir. Üçüncü bin yılın başları genel bir nüfus artışının yaşandığı bir dönemdir. Kentleşme aynı şekilde sürmektedir. Bir yandan kent devletleri siyasi coğrafyanın temel unsurları olurken, diğer yandan rahiplerin karşısında farklı bir otorite kaynağı olarak askeri liderler ortaya çıkmaktadır. Kent devletlerinin ve bunlar arasında şiddetli bir rekabetin ortaya çıkması Mezopotamya’da bir süredir yaşanmakta olan suların çekilmesine bağlanabilir. Sulama gün geçtikçe zorlaşmaktadır. İlk kanallar ...

Tunç Çağı - VI: Tarihsel Gelişim

Bölgeler arası ticaretin tüm Doğu Akdeniz’e yayılmasını ve Ege’nin bu ağa dahil edilmesini sağlayan en önemli gelişme, üçüncü bin yılda Mısır ve Mezopotamya’nın ticaret yollarının geliştirilmesinden dolayı Levant ve Suriye’de yerel siyasi yapılanmaların, iktidar odaklarının belirmesidir. Mısır ve Mezopotamya dışında saray ekonomilerinin ilk olarak belirdiği yerler Biblos, Ebla gibi merkezlerdir. Bu merkezler bir yandan kendi üretimlerini örgütlerken, diğer yandan da hammadde trafiğinde önemli bir rol üstlenmişti. Bu dönemde Levant’ın yerel denizcilik ağları ve geleneği, yörenin zengin kereste kaynakları ve Mısır’ın yelken teknolojisi sayesinde, gelişmekte olan saray ekonomileriyle birlikte Akdeniz’e yayılmaya başlayacaktır. MÖ 2000–1700 arasında Kilikya ve Girit’in yeni merkezler olarak belirdiğini görüyoruz. İlk Minos sarayları bu dönemde belirir. MÖ 1700–1400 arasında Mısır ve Hititler Levant bölgesine yayılır ve Mezopotamya’da Mitanni Suriye’yi ele geçirir. Siyasi yapılanma birkaç ...

Tunç Çağı - V: Saraylar ve Saray Ekonomileri

Resim
Tunç çağı saraylarını ekonomik faaliyetlerin toplandığı ve yürütüldüğü yapılar olarak tanımlayabiliriz. Her ne kadar bu sarayların elitlerin kontrolünde olduğu fikri genelde kabul ediliyorsa da, bunlar her zaman elitlerin, ortaçağ kralları gibi yaşadığı yapılar değildi. En azından, bu amaçla kullanıldıklarını gösteren izler, özellikle Girit’in Minos sarayları açısından baktığımızda mevcut değildir. Hâlâ Minos saraylarında toplumu yöneten veya insanlara hükmeden bir kralın veya seçkinler grubunun var olduğu gösterilmiş değildir. Şekil 3. Minos Sarayı Konuya Minos sarayları açısından bakacak olursak, bu yapılar tarımsal artı ürünün toplandığı, çeşitli ürünlerin imal edildiği ve bunları imal eden zanaatkârların çalıştığı odaların bulunduğu, bölgeler arası ticaretin yürütüldüğü ve bu şekilde gelen malların depolandığı ve dini faaliyetlerle ayinlerin gerçekleştirildiği bölümlere ve insanların çeşitli nedenlerle toplandığı alanlara rastlanan ve bazı örnekleri oldukça büyük boyut...

Tunç Çağı - IV: Tüketici Talebinin Yayılması

Tüketimin yayılmasını tunç çağı toplumlarının tüm katmanlarının katıldığı bir süreç olarak düşünmemeliyiz. Uzun vadede elbette tüm katmanlar bu süreçten etkilenmiştir ama tunç çağı boyunca elitlerin dışında kalan unsurların, yani halkın bu sürecin dışında kaldığını düşünebiliriz. Her ne kadar elit kontrolündeki sisteme üretimin dayandığı unsur olarak katılmaları söz konusuysa da, gösterişçi tüketim dediğimiz sürecin sonuçlarından yararlanmıyorlardı. Tunç çağı boyunca elitlerin kontrolünde olan gösterişçi tüketim daha ziyade elit dünyayla ilgili bir fenomendi. Bir şekilde halk bu fenomenin bir parçası olmuşsa, bu ancak tunç çağının sonlarına doğru gerçekleşmiştir. Bu dönemde ilk başta yavaş ve daha sonra hızlanarak gerçekleşmekte olan, tüketme talebinin ve dolayısıyla tüketimin artması ve bölgeden bölgeye yayılmasıdır. Medeniyetin Yakındoğu’dan tüm Doğu Akdeniz havzasına yayılması ve bu bölgenin tamamını kapsamasının arkasında bu süreç vardır. Fakat bu sürecin tunç çağının büyük kısmı ...

Tunç Çağı - III: Su Taşımacılığının Rolü

Resim
Yelken kullanımına dair en eski kanıt Yakındoğu’dan gelmektedir. Eridu’da MÖ 3400’den kalmış bir kil modelin bir tekneyi temsil ettiği düşünülmektedir. Daha inandırıcı bir başka kanıt, MÖ 3100’lerin Mısır’ından gelen bir tekne resmidir. [1] Fakat MÖ 2000’lere kadar, Doğu Akdeniz’de teknelerin dolaştığına dair ipucuna rastlamıyoruz. [2] Su taşımacılığının ilk olarak Nil ve Fırat gibi nehirlerde başladığı, daha sonra yelken kullanımı ve tekne yapımı teknolojilerinin gelişmesiyle Doğu Akdeniz’de yayılmaya başladığını kabul edebiliriz. Bu arada Doğu Akdeniz’de deniz taşımacılığının yayılmasının, insanların bu tür girişimlere yatırım yapmaya, bu tür yatırımların yeterince kazançlı olduğunu düşünmeye başlamasıyla ilgili olduğunu da unutmamalıyız. Akdeniz’de medeniyetin gelişiminin ve bu gelişimin belli bir karakter kazanmasının arkasındaki en büyük nedenlerden birinin Akdeniz olduğunu söylemek bir abartma olmayacaktır. Bir kez açık deniz ticareti belirdikten sonra, Akdeniz toplulukla...

Tunç Çağı - II: Neden Mezopotamya

Burada bir an durup neden Mezopotamya diye düşünecek olursak, iki neden sıralayabiliriz. Bunlardan birincisi sulu tarım sayesinde Mezopotamya’da daha fazla ürün alınmasıdır. [1] [2] Sulu tarım farklı alanlarda kullanılacak veya daha büyük bir nüfusun beslenmesini sağlayacak bir ürün fazlası yaratmıştır. Benzer durumun, farklı boyutta olsa da, Mısır’da gerçekleştiğini de söyleyebiliriz ki, aynı ticaret ağına Mısır da dahil olacaktır. Fakat Mezopotamya’da bulunan su yollarının sonu zengin maden yataklarının bulunduğu Anadolu olduğundan, Mezopotamya’da Mısır’a göre daha avantajlı bir durumun mevcuttur. Diğer bir neden, Mezopotamya’da eşitsizliğe dayanan bir paylaşım sistemin çok erken bir tarihte belirmiş olmasıdır. Her ne kadar Ubayd döneminde güçlü bir eşitlikçi ideoloji varlığı görülürse de, elit gruplar var olan ürün fazlasına toplum adına el koymaya ve bunun bir kısmını kendi projeleri için kullanmaya başlamıştır. [3] Özellikle kuzeydeki (Anadolu) diğer neolitik toplulukların ...

Tunç Çağı - I

Resim
Neolitik dönemi, tarım toplumlarının ortaya çıkmasından ziyade, yerleşikliğin başladığı, kök saldığı evre olarak tanımlayabileceğimizi belirtmiştik. Gerçekten de, her ne kadar tarıma geçildiğini ve evcilleştirilmiş tahılların kullanıldığını söyleyebilirsek de, bu dönemle ilgili veriler incelendiğinde, bir tarım dünyasının ortaya çıktığını, her yere yayıldığını iddia edemeyiz. Tarım denen üretim biçiminin belirmesi tarım toplumlarından oluşan bir dünyanın da belirdiği şeklinde anlaşılmamalı. Bu dünyanın ortaya çıkması için bir süre daha geçmesi gerekmiştir. Bu süre boyunca farklı toplumlar bir arada var olmaya devam etmiştir. Bunların hepsinin zamanla tarım toplumlarına dönüştüğünü düşünebiliriz ama bir kısmı da muhtemelen hiçbir zaman bir tarım toplumuna dönüşememiş ve zamanla ortadan kalkmıştır. Bu toplumlara ne ad verilebileceğini söylemek zordur. Neticede bu döneme genellikle tarıma geçmiş ve geçmemiş (avcı toplayıcı da diyebiliriz) toplumlar çerçevesinden baktığımızdan, bu ...