Kayıtlar

İnsanın Evrimi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dilin Evrimi: İnanmanın Doğuşu

Dilin evrimi, dolayısıyla çevrim-dışı düşünmenin ortaya çıkışı hakkında konuştuktan sonra (dizinin bir önceki yazısı: http://tarihdeniz.blogspot.com/2009/12/dilin-evrimi-bilincinin-bilincinde.html ) artık 1. ve 2. Bilinçler üzerinde yoğunlaşabiliriz. Sanırım kitapta bu konuyu en iyi anlatan, bu ikisi arasındaki ayrımı en net şekilde koyan kısım “How consciousness works” adı verilmiş bölüm. Yalnız, konuya girmeden önce, ufak bir çeviri notu düşmem gerekiyor. Dipnot olarak ekliyorum. [*] 2.Bilinç, 1.Bilincin bilincinde derken tam olarak ne anlatılmak isteniyor? Bickerton kitabında bir yarasayı örnek veriyor. Yarasa avını görüyor, çeşitli hücreler sinyaller gönderiyor, yarasa harekete geçiyor ve sonunda ya avını yakalamasıyla ya da avının kaçmasıyla bu süreç sona eriyor. Sinyaller gönderen hücrelerin sinyal göndermesi sona eriyor. Bu süreç sırasında elbette bazı tasarımlar söz konusu; yani hücreler veya nöronlar, belli sıra ve kombinasyonlarda harekete geçince yarasanın beyninde bir ta...

Dilin Evrimi: Bilincinin Bilincinde İnsanın Belirmesi

http://tarihdeniz.blogspot.com/2009/12/insan-zekasnn-farkllg-dil-ve-cevrim-ds.html Bickerton’un, bağlantısını verdiğim önceki yazımda bahsettiğim kitabında Dil ve Bilinç adında ilginç bir bölüm var. Yazar, Bilinç – 1 ve Bilinç – 2 (bundan sonra 1.Bilinç, 2.Bilinç vb)olarak adlandırdığı iki farklı bilinçten bahsediyor. Tüm yaratıklar, biz de dâhil, diyor, 1.Bilinci farklı düzeylerde ve zenginliklerde içeriyoruz; yani kendimizi ve çevremizi farkındayız. 1.Bilinci yazar çevrim-içi faaliyet olarak tanımlıyor; yani günlük yaşamın anlık gereklilikleriyle ilişkili. 2.Bilinç ise canlının bilincinin bilincinde, farkındalığının farkında olması ve dolayısıyla, ancak beyni, bu çevrim-içi çevresel etkileşim trafiğinin dışında kalabilecek bölümler üretmiş türlerde ortaya çıkabilir. Diğer bir deyişle, 1.Bilincin alanı çevreden gelen veriler, yani dışarısı olurken, 2.Bilincin alanıysa 1.Bilincin kendisi, onun dışarıdan aldığı verilere göre ürettiği temsiller, sonuçlar oluyor. Bu arada, 2.Bilinc...

İnsan Zekâsının Farklılığı: Dil ve Çevrim-Dışı Düşünme

İnsan iletişime geçmek zorunda; hem etkileşime hem de iletişime. Yalnız bu ikisi birbirinden farklı, her ne kadar birbirleriyle karıştırılıyor ve bazen eş anlamlı sözcükler muamelesini görüyorlarsa da. Etkileşimin sanırım tüm canlıları kapsadığını söyleyebiliriz. Değişik tür, düzey ve derecelerde olsa da, tüm canlılar çevreleriyle etkileşme geçmek zorunda; bu bazen sadece fiziksel çevre olabiliyor, bazen de diğer canlılar. İletişimse neredeyse sadece insana özgü. Bu konuda elbette hâlâ tartışılıyor ama insanın yaptığını diğerler hayvanlarınkinden, ya da şimdilik kendimizi memelilerle sınırlayalım, farklı kılan bir yan var; bunu yadsımak pek mümkün gözükmüyor. Bize en yakın türlerle bile aramızda çok büyük bir fark var. Tabii bu bir kısmımızda çok özel olduğumuz fikrini uyandırmıyor değil ve muhtemelen biraz özeliz de; ama bu özellik bizi tek başımıza farklı bir canlı türü yapıyor mu, o tartışılır. Evet, bu yüzden epey özel bir hayvan ve de memeliyiz, ya da böyle olduğumuzu düşünüy...

İletişim Aracı Olarak Medeniyet

Not: Bir önceki yazı dizisiyle karşılaştırıldığında, bu yazının bazı kısımları tekrar olabilir. Neredeyse tüm dünya tarihleri aslında medeniyet tarihleridir. Her ne kadar bir kısmı insanın evrimiyle başlasa ve palaeolitik ve mezolitik dönemlerin avcı-toplayıcı topluluklarından bahsetse de, aktarılmaya çalışılan geçmişin çok büyük kısmı medeni dünyanın, yani medeniyetlerin geçmişidir. Tek önemli istisna genellikle barbarlar olarak adlandırılan pastoral göçebelerdir ama burada aktarılan da, daha çok medeniyetlere kenetlenerek oluşturdukları imparatorlukların geçmişidir. Yine de medeniyetlerin dışında yaşam tarzlarına işaret ettiklerinden önemli bir istisnadırlar. Fakat insanlığın yakın geçmişinin sadece medeniyetler tarafından paylaşılmadığının, her geçmişin bir medeniyet geçmişi olmadığının farkına varılması doğal olarak bu yaşam tarzının ne olduğu, nasıl tanımlanması gerektiği sorusunu getirmektedir. Sözcüğün kökenine baktığımızda kentle ilişkilendirildiğini görürüz. Batı A...

Grup, Kültür, İletişim - IV

Neokorteks ve Grup Büyüklüğü Herkesin bildiği gibi, insan toplumsal bir varlıktır; gruplar halinde yaşar. Gruplar halinde yaşayan her primat gibi, grubun diğer üyeleriyle iletişime geçmek, ilişki kurmak, dost ve düşmanlarını belirlemek, yani toplumsal bağlar oluşturmak zorundadır. Araştırmacılar grup büyüklüğü ile beynin neokorteks bölümü arasında doğrusal bir ilişki keşfetmiştir. Daha büyük gruplar halinde örgütlenen primatların daha büyük neokorteksleri ve dolayısıyla da daha büyük beyinleri olduğu tespit edilmiştir. Daha fazla ilişki daha fazla işlem, bu da daha büyük bir aygıt demektir. Bu ilişkide en önemli belirleyici ilişki kurmak için harcanması gereken zamandır. Zaman konusunda önemli bir üst sınır söz konusudur. Var olan zamanın tümü ilişki kurmak için kullanılamaz. Yeme, içme, üreme gibi diğer yaşamsal faaliyetler için de zaman ayrılması gerekmektedir. Yapılan hesaplara göre, toplumsal bağları geliştirmek için ayrılması gereken zaman insan dışındaki primatlar için en faz...

Grup, Kültür, İletişim - III

Kültür: Şemalar ve Modeller İnsana dair üçüncü önemli özellikse kültürdür. Burada da insan tek başına değildir. Diğer insansılar da, özellikle şempanzeler ve bonobolarda kültürellik görüldüğüne dair epey güçlü işaretler belirmiştir son yıllarda. Kültürellik diğer türlerde de görülebilir mi? Bu sanırım her şeyden önce kültürelliğin tam olarak ne anlama geldiğinin anlaşılmasıyla çözülecektir. Kültür, insan ve toplum bilimlerinin herhalde en çok tartışılan kavramlarından biridir. Kültüre insanın ürettiği her şey olarak bakanlar varsa da, bu kavramı daha çok insana dair bir özelik olarak tanımlamak daha uygun gözükmektedir. Nitekim genel eğilim de kültürü insanın çevresini anlamasını, anlamlandırmasını sağlayan bir özelliği olarak tanımlamak yönündedir son zamanlarda. Örneğin ünlü antropolog Clifford Geertz’e göre kültür, insanın davranışlarını kontrol eden, çevresini anlamlandırmasını sağlayan işaretler veya simgeler toplamıdır. Geertz’in tanımı bir yere kadar epey düzgün bir yaklaşıms...

Grup, Kültür, İletişim - II

Bilme/Simgesel İletişim İnsana dair ikinci önemli özellikse düşünmeleridir. Düşünmeyi, neyin düşünme olduğunu tanımlamak zorsa da, düşünme ile simgesel iletişim yeteneği arasında bir ilişki olduğunu görmek pek zor değildir. Bazı araştırmacılara göre simgesel iletişim, simgelere dayanan iletişim, diğer canlıların neredeyse hiçbirinde rastlanmayan bir özelliktir. Bu ilk bakışta epey büyük bir iddia olarak gözükebilir ama diğer yandan, insanın bu anlamda canlıların yeryüzündeki evriminde önemli bir eşiği temsil ettiğini de kabul etmek gerekebilir. Yine de bu yeteneğin yoktan var olmadığını da unutmamak gerekiyor. Her ne kadar araştırmalar sürüyorsa da, insanın en yakın akrabaları şempanzeler ve bonobolar arasında da simgesel iletişimin izleri görülmektedir ama insan bariz bir şekilde bu alanda epey ilerdedir. İnsanın simgesel iletişim olarak genellediğimiz düşünsel yeteneklerine göz attığımızda, en yakın akrabalarıyla bazı açık farklılıklar görülmektedir: İnsan diğer primatlarla ka...

Grup, Kültür, İletişim - I

Grup/Birey İnsanların gruplar halinde yaşadığı herhalde herkesin bildiği ama çok az kişinin üzerinde düşündüğü bir ayrıntıdır. Bu tespite araştırmalarında yer veren araştırmacıların sayısıysa çok daha azdır. İnsanların gruplar halinde yaşadıkları ve bu yüzden de grup yapılarında meydana gelecek değişimlerin insanların içinde bulundukları koşulları ve onların tavırlarını doğrudan etkileyeceği çoğu kez gözden kaçmaktadır. Oysa burada insan pratiklerini etkileyen önemli bir parametre söz konusudur. Grup büyüklüğü veya nüfusu insan davranışlarını ve pratiklerini tamamen insandan bağımsız bir şekilde etkileyebilir. Yani insanlar sadece belli bir kalabalıklaşmanın üyesi oldukları için farklı tepkilerde bulunmaya ve farklı konulara kafa yormaya başlayabilir. Örneğin insanların grup içinde bir birey olarak kendilerini öne çıkartma eğilimi, kalabalık olarak tanımlanabilecek ortamlarda daha fazla önem kazanmaya başlayabilir. Ya da sırf kalabalıklaşmadan ötürü grup sınırlarına verilen önem art...