Kayıtlar

Dünya Tarihi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hint Okyanusu Sistemi ve Güneyleşme Üzerine Notlar

Daha sonra üzerinde düşünmek üzere bu konuyla ilgili aldığım notlar, çıkardığım kısa özet: - Hint Okyanusu (1) Ticareti kolaylaştıran bir yapısı var - Çok seçenek ve Musonlar (2) Çok şey yetişiyor, aranılan nesneler burada - Bazı bölgeler zaman içinde üretici/satıcı olurken, diğer bölgeler alıcı konumunda - Üretici/satıcıların zaten kendi dünyalarında gelişkin ağları var (Hindistan) - Dışarıdan gelen ticaret arttırıyor - Asıl saldırgan kesim dışarıdan gelen; bu malları arıyorlar - İlk başta Mezopotamya - Daha sonra Mısır, Yunan, Roma - Ortaçağın başında (2 ile 6. yy) Sasaniler - 7. yy’dan itibaren Ortadoğu - 15. yy’dan itibaren Avrupalılar - Güneyleşme - Batılılaşmadan farklı değil: Metalurji, tıp, edebiyat, matematik, tropikal ürünlerin pazarlanması, yeni ticaret yolları, şeker ve pamuk gibi yeni ürünler, çeşitli yeni teknolojiler - 5. yüzyılda Hindistan’da Gupta (320-535) döneminde yeterince olgunlaşmış ve bu tarihlerde Çin’e yayılıyor ve daha sonra 8. yy’da d...

Haçlılar İslam Medeniyetinde Karanlık Çağa Yol Açtı mı?

"Zannedersem Moğol istilaları en büyük etkiyi Orta Asya ve Doğu Avrupa'nın belli bölümleri dışında Anadolu, İran ve Transkafkasya'da yaptı. Moğollar'ın tetiklemesiyle yurtlarını terkeden en başta Türki gruplar olmak üzere çeşitli Orta Asyalı halklar akın akın önce İran, sonra Transkafkasya ve Anadolu'ya geldiler ve buralarda zaten çeşitli Oğuz gruplarının (en başta Selçuklular) yönetiminde bir-iki yüzyıldır sağlanmış olan Müslüman hegemonisinin kanatları altında yaşamaya başladılar. Bu da bu bölgelerde derin kültürel değişimlerin yolunu açtı. Bu arada Haçlı Seferleri'ni karanlık çağ tetikleyicisi olarak gören ayrı bir görüş var. Onun hakkında fikirleriniz nedir? Ve size göre İslam dünyası niye Batı'ya göre geri kaldı, İslam'ın ilk yüzyıllarındaki uygarlık alanındaki gelişmelerin neden devamı gelmedi?" Ben genelde Karanlık Çağ fikrine karşıyım. Eğer mesele bir başka medeniyetsel gelişime göre diğer bir medeniyetin geride kalıp kalmadığının...

Farklı Ortaçağlar

Resim
Batı tarihçiliğinin ortaçağ kavramı üç temel sürecin yansıtılmasını içerir: (1) Merkezi devletin ortadan kalkması, (2) Kentsel ekonominin ve yapının gerilemesi (burada kentsel yerine medeniyetsel dokunun gerilemesi de denebilir), (3) Hıristiyanlığın (veya tektanrıcılığın) hegemonik bir ideolojiye dönüşmesi. Batı Avrasya’nın (Batı Avrupa) başına gelenle Doğu Avrasya’nın (Doğu Asya) başına gelen arasında benzerlikler kurulabilir. Aynı şekilde bazı farklılıklardan da bahsedilebilir. Bu iki oluşumu ortak bir kategoride birleştiren Avrasya bozkır göçebe topluluklarının faaliyetleridir. Avrasya bozkırlarında beliren hareketlilik sonunda iki tarafı da etkilemiştir ki, Avrasya bozkırları bu iki medeniyet bölgesini doğrudan birleştiren etkileşim koridoru olarak görülebilir. Avrasya bozkır hareketlenmesinin etkileri Orta Asya ve Hindistan’da da hissedilmiştir. Arabölge bu hareketlenmenin dışında kalmamıştır ama bu bölgedeki medeniyetler bu hareketlenmenin olumsuz sonuçlarına direnebilmiştir....

Ortaçağın Tanımlanması, Belirlenmesi

Resim
Abu-Lughod’un 1300’ler Dünya Sistemi 3 Modern çağın başlangıcını belirlemek ne kadar kolaysa, modern öncesi dönemlerin nasıl adlandırılacağı konusunda bir fikir birliğine varmak da o denli zor gözükmektedir. Temel sebep, yukarıda değinildiği gibi, Avrasya kadar büyük bir toprak parçasının zorunlu olarak farklı gelişim çizgilerine yol açmasıdır. Bir tarafın ortaçağı diğer tarafın ortaçağıyla çakışmadığı gibi, aynı kavramlaştırmanın her iki uç bölge ve hatta tüm bölgeler için aynı şekilde kullanılabileceğini söylemek de zordur. Neredeyse herkesin (Batı tarihçiliğinin dünya tarihçiliğindeki hegemonyasından ötürü) aşina olduğu ortaçağ kavramının daha çok Avrupa için geçerli olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim bu kavram Avrupa tarihçiliğinin bir icadıdır. Eğer ortaçağ kavramının son zamanlara kadar “Karanlık Çağ” anlamında kullanıldığını dikkate alacak olursak, elbette diğer bölgelerin de, her ne kadar aynı tarihlere denk düşmeseler de, karanlık, yani medeniyetsel gelişimin...

Ortaçağda Avrasya Bozkırları I

Ortaçağda Avrasya kara parçasının önemli unsurlarından biri de bozkırlar ve burayı yaşam alanı edinmiş pastoral göçebeliktir. MÖ 1000 yıllarında belirmeye başlamış pastoral göçebelik veya göçebe pastoralcilik ortaçağda en gelişkin haline ulaşmış, medeniyetlerle ilişkiye giren ve sık sık da onlar rahatsız eden bir güce dönüşmüştür. Pastoral topluluklar, özellikle bozkır konfederasyonlarıyla, medeniyetlerin ciddiye alması gereken bir güç olmuştur. Nitekim klâsik dönemin kapanışını temsil eden, batıda Roma İmparatorluğunun büyük darbe alması ve doğuda da Han imparatorluğunun ortadan kalkması şeklinde tasvir edilen sürecin ardında bozkır topluluklarının hareketleri vardır. Bozkırların pastoral göçebeleri hiçbir zaman medeniyetler oluşturmamıştır. En fazla komşu medeniyetleri ele geçirerek bu dünyanın parçası olmuşlardır ama bu gibi durumlarda bile medeniyetler dünyasını bozkırlardan ayıran çizginin kuzeyinde pastoral göçebelik varlığını sürdürmüş, en ufak bir değişiklik geçirmemiştir. Pas...

Dünya Tarihçiliği - V

Son söylediklerimiz dünya tarihçiliğine zaman zaman baskın hale geçen, zaman zaman da silikleşen bir süreç olarak bakmamız gerektiği sonucuna getiriyor bizi. Tamamen insan gruplarının geçirdikleri değişimle bağlantılı bir süreçten bahsedilebilir. Nedir bu değişim? Her şeyden önce doğrusal bir daha-karmaşığa veya daha-gelişmişe giden veya gitmesi gerektiği düşünülen bir süreç değil söz konusu olan. İnsan topluluklarının küreselleşmeleriyle, yani aralarındaki ilişkilerin, bağlantıların onlar üzerindeki etkisinin daha öne çıkmaya başlamasıyla, baskın duruma geçmesiyle bağlantılı bir süreç bu. Bu sürecin daha-gelişmişe doğru gidişin doğal bir sonucu olarak görülmesi gerekmiyor. Geçmişe baktığımızda bu tür süreçlerin dönem dönem ortaya çıktıklarını görüyoruz ki, bunun daha çok insan topluluklarının dönem dönem daha karmaşık bir oluşuma doğru evrimleşmeleri şeklinde açıklanması gerekiyor. Bir şekilde aradaki bağlantılar bu tür oluşumları kaldıracak düzeye ulaştığında, yani gerekli kaynaklar...

Dünya Tarihçiliği - IV

Dünya tarihçiliğini evrenselci veya daha evrenselci bakış açısının ürünü olarak tanımladık ama bunun, yani daha evrenselci bakış açısının neyi görmek üzerine olduğu tartışmasına bir parça girdiysek de, son noktayı henüz koymamıştık. Yani bir insan daha evrensel bakmaya başladığında neyi görmeye çalışmaktadır veya kendisini neyi görmekle yükümlü kılmaktadır? Bu dünyanın asıl ayırıcı özelliği, bir yandan farklı bir anlamlandırma şeması dayatması, diğer yandan da bu şemaya göre üretilecek içerikler için düşünsel ve simgesel kaynaklar sağlayan bir ortam sunmasıdır. Neticede dayatılan, diğer yerel gruplarla birlikte paylaşılan ilişkilerin anlamlandırılmasıdır. Bu ilişkilerin bir başka dünyanın daha düşünülmesini dayattığı ve ayrıca bunun fiziksel olarak yaşanmayan, kurgusal olarak var olan, düşünülen bir dünya olduğunu belirtilmişti. Bu dünya esasen anlamlandırılması gereken yeni bir oluşumdur. Fiziksel olarak yaşanıp yaşanmadığı önemli değildir. Sonuç olarak böyle bir dünyanın etkisi hiss...

Dünya Tarihçiliği - III

Her türlü tarihçilikte olduğu gibi dünya tarihçiliğinin de grup bağlantısı üzerinde durmak, elimizin altındaki metnin hangi grup için olduğunu ve ne tür bir grup tasarımı üzerine olduğunu sormak gerekiyor. Tartışmanın ilk bölümlerinde ara sıra Batı evrensel anlamlandırmaları deyimini kullandım. Bunu evrensel anlamlandırmaların, yani evrenselci tarihçiliğin çeşitli modeller şeklinde geldiğini belirtmek için kullandım. Günümüzde baskın dünya tarihçiliği modelinin Batı modeli olduğu söylenebilir ama bu hem baskın olmayan başka modellerin olmadığı anlamına gelmeyeceği gibi, baskın modelin de her zaman Batı modeli olarak kalacağı anlamına gelmiyor. Ayrıca Batı modelinin de zaman içinde çeşitli değişiklikler geçirdiğini de unutmamak gerekiyor. Bugünün Batı modeli bundan iki yüz, hatta yüz yıl önce var olmuş modelden farklıdır. Her model farklı bir gruba seslenir ve farklı bir grubun bakış açısını yansıtır. Bu bakış açısı ilk olarak çok daha küçük bir grubun içinde var olmuş ama zamanla çok ...

Dünya Tarihçiliği - II

Evrenselci bakışın her ne kadar başkalarının var olduğunun anlaşıldığı andan itibaren var olduğu düşünülebilirse de, bu her zaman evrensel anlamlandırmaların baskın olduğu anlamına gelmez. Evrensel anlamlandırmalar diğerini de yapılan anlamlandırmaların içine katma zorunluluğunun kendisini dayattığı durumlarda baskın olmaya başlarlar. Bu da eninde sonunda diğerleriyle olan fiziksel ilişkilerin yoğunlaşmasının diğerlerini yapılan anlamlandırmaların dışında tutulamayacağı gerçeğini dayatmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Evrenselci bakış açısının ortaya çıkardığı dünyanın fiziksel olmaması konusuna tekrar dönecek olursak, her ne kadar bu, duyularımızla algılayamadığımız bir dünyaysa da, ortaya çıkış nedeni fiziksel ilişkilere bağlıdır. İki yerel grup arasında ortaya çıkan karşılıklı ticaret veya siyasi ilişkiler sonunda öyle bir noktaya ulaşabilir ki, her iki yerel dünyanın insanları her iki tarafı da kapsayan bir üçüncü dünya düşünmeye başlamak zorunda hissedebilirler kendilerini. Çünkü y...

Dünya Tarihçiliği - I

İnsanlık hangi evrelerden geçerek bugüne ulaştı? Tarih boyunca görülen farklı grupları, toplulukları, bunlar arasındaki ilişkileri, değişimleri, geçişleri nasıl açıklayabiliriz? Bu açıklamaları neye göre yapıyoruz? Tek bir dünya tarihinden bahsetmek mümkün müdür? Yoksa birden fazla dünya tarihinin aynı anda var olabileceğini mi düşünmeliyiz? İlk iki soru neredeyse herkesin sorduğu sorular. Çoğumuzu dünya tarihi okumaya iten bu tür sorulardır. Diğer iki soruya gelecek olursak, bunlar da neredeyse hiçbir dünya tarihi okuyucunsun sormak istemediği sorulardır. Çoğumuz okuduğumuzun nasıl ortaya çıkmış olduğu veya çıkartıldığı sorusuyla pek ilgilenmeyiz. Aksine böyle kuşkulara kapılmamak isteriz ki, merakımız biran önce gereken tatmine ulaşsın. Bu tip sorular genellikle meselenin kuramsal yönüyle ilgilenen tarihçilere bırakılır. Oysa bu sorular her dünya tarihçinin henüz okumaya başlamadan üzerinde düşünmesi gereken varsayımlar olmalıdır. Her tarih metni belli varsayımlarla veya ön kabuller...