Kayıtlar

Genler ve Tarih etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Tarih, Yüzleşme ve Kürdistan

Mağduriyet, tarih, siyaset. Yerliler ve sonradan gelenler. Ve tabii isimler. İsimler üzerine kopartılan fırtınalar. Yer isimleri. Telaffuz edildiğinde veya edilemediğinde her şeyi paramparça olacağına inanılan yer isimleri. Yıllar önce milliyetçi saiklerle değiştirilmiş ve şimdi iade edilen, edilmesi istenen isimler. Ama çeşitli sorular geliyor akla bu arada. İsim iadesi tam olarak ne kadar geriye gitmeli. Örneğin, Kürdistan yeterli mi? Yoksa daha öncesine de gitmek gerekiyor mu? Gitmenin veya gitmemenin gerekçesi ne olabilir? Söz konusu bölge Kürdistan olmadan önceki döneme ait, sayıları son derece azalmış olsa da hâlâ varlığını sürdüren kültürleri içermeli mi? Yoksa çoğulcu demokrat olup sayıca baskın unsur oldukları için bu bölgenin Kürdistan olarak adlandırılması gerektiğini mi kabul etmeliyiz? Sayı her şey mi? Ya yaşanan mağduriyetler? Bugünün mağduru dünün de mağduru mudur? Eğer değilse ve de dünün gaddarı olmuş olma ihtimali varsa, bugünkü mağduriyetine nasıl yaklaş...

İnsanın iletişim kapasitesi, grupçu doğası ve ırk, etnik ve diğer ayrımcılıkları

Irk, etnisite gibi kavramlar, eğer konumuz bunların günlük basit kullanımıysa, farklılıkları açıklamak veya farklılık oluşturmak için kıllanılan, bu amaç için geliştirilmiş, icat edilmiş kavramlar. Bu cümlede günlük basit kullanım ibaresinin altını çizmek istiyorum. Bu ibareyle kastedilen, bir bilim insanının yaptığı araştırmalarda görülen nispeten nesnel kabul edilebilecek bir kullanımdan ziyade insanların günlük yaşamlarında gösterdikleri duygusal tepkileri karşılamak için üretilmiş kullanımdır. Bu ikisinin birbiriyle ilgisi yoktur; yani bilim insanlarının kullandığı ırk veya başka bir ayrımcı grup kavramı bu günlük basit kullanımın işlevini yerine getiremez. İnsan gruplar halinde yaşar. Bu onun doğal özelliğidir. Yani ayrımcıdır. Aksi takdirde grup oluşturamaz. Grup neden oluşturulur? Çevremizi kontrol edebilmek için ve bu da temelde tek bir şeyle ilgilidir: Kendimize yararlı ve zararlı unsurları tespit etmek. Bu bilgiyi organize etmeye çalışırız ve bu yüzden de çeşitli gruplar...

Genler, Mesafe, Temas, İletişim, Etnisite
Etnik Grubun Kökeni

Genlere bakarak ırklar tespit etmek veya belli bir ırkın genlerinden bahsetmek bildiğim kadarıyla mümkün değil. Şu genler olunca Türk ve bu genler olunca Yunanlı denmiyor insanlara. Aynı şekilde kanda da bu tür farklılıklar yaratan maddeler yok. Genetik araştırmalar iki şey gösterebilir: Çeşitlilik ve diğerleriyle ilişkileri. Bir insanda kızıl saçlı veya çilli olmaya yol açan bir gen veya gen grubu tespit etmemiz ancak o kişinin atalarının bir zamanlar kuzeyde yaşadığını gösterecektir. Yoksa şu anda da kuzeyde yaşayan etnik gruplardan birine ait olduğunu veya hâlâ bir zamanlar kuzeyde yaşamış atalarının etnik grubundan olduğunu göstermeyecektir. Muhtemelen o etnik grup artık yoktur da.  Dolayısıyla etnik gruplar biz insanlara ait kültürel bir icattır. İnsanları gruplandırmak için kullandığımız bir kategori türüdür. Etnik köken ve etnik tanımların ne olduklarını, nasıl tanımlanmaları gerektiğini insanlar belirler. Bunun için farkın, farklının ortaya çıkması gerekir. Farklının o...

Herkes Akraba Ama Herkes Akraba Değil

Genetik akrabalık ve bunun toplumsal ilişkilere yansıma(ma)sı

Resim
Genetik akrabalık ve İnsanın akrabalık ilişkileri, bunun ne anlama geldiği üzerine şöyle bir soru takıldı kafama. Herhangi bir bireyin doğması için iki kişi olması gerektiğini biliyoruz. Böylece örneğin benden bir nesil önce genetik açıdan benimle akraba (şimdilik kardeşleri dışarıda tutuyorum) 2 kişi yaşıyordu. Aynı şekilde bunların bir nesil öncesine gidersek, bu kişilerin doğması için de 4 kişinin olması gerekiyor. Dolayısıyla benden iki nesil önce bana genetik açıdan akraba olan kişilerin sayısı 4’e yükseliyor. Devam edip bir nesil öncesine gidersek, bunların doğumuna sebep olmuş 8 kişi bulunmaktadır ve bu benim üç nesil önceki genetik akrabalarımın sayısını 8 kişi yapar.  Bu şekilde devam ettiğimiz takdirde dört nesil önce 16, beş nesil önce 32, altı nesil önce 64 kişinin olduğunu görürüz. Yani eğer her yüzyıla dört nesli sığdırdığımızı varsayarsak, benim doğduğum tarihten bir yüzyıl önce bu dünyada benim doğumuma sebep olacak 16 kişi yaşıyordu. Bu süreci 2 n şeklind...

"Genetik Atalarımız Yunanlılar Olamaz"

Resim
Yunanlılarla ilişkilendirilmemiz hoşumuza gitmez de, Frigyalılara, Lidyalılara, Luvilere falan ses çıkartmayız. Bu ikincileri genetik atalarımız olarak görebiliriz ama birinciyi asla.  Her şeyden önce genetik ata kavramının saçma bir kavram olduğunu söylemekle başlayayım. Yok böyle bir şey.  Olamaz da. İnsanlar atalarını kendileri seçer, daha doğrusu atalar çeşitli siyasi kurgular aracılığıyla dayatılırlar. Kendimizi fazla zorlamadan yüzeysel düşündüğümüzde bile, eğer mesele genlerse neredeyse herkesle akraba olduğumuz ve dolayısıyla bir yığın atamız bulunduğu ortadadır. Ama biz sadece bir kısmını atamız ilan ediyoruz, tıpkı bize özgü etnisite, ırk vb kurgusal tanımlamalarımızda yaptığımız gibi. Farklı genler denince çoğu insan bunların birbiriyle ilişkisiz oldukları sonucuna varıyor. Oysa ilgisi yok. Genler zaman içinde farklılaşıyor (yani farklı değiller, farklılaşıyor) ve bu şekilde insanların geçmişlerine ilişkin iz sürücülüğü mümkün oluyor.  Yoksa bu ...

Genetik Verilerle Tarihsel Söylemlerin İlişkilendirilmesi

(Bu yazı şu yorum üzerine yazılmıştır: http://tarihdeniz.blogspot.com/2011/02/anadolu-tarihi-yazmnda-yunanhelen.html?showComment=1298130120023#c5081159545919730860  (Onur 15 Kasım 2011 03:16) Genetik çalışmalar önemli adımlar atılmasını sağladı ama görünen o ki, eski kavramları yerinden edemedi. Aynı tartışma farklı verilerle sürüyor. Bugün Anadolu’da yaşayan insanlar genetik açıdan bakıldığında daha çok yöreye özgüdür ifadesi kanımca Anadolu Türkleri Anadoluludur ifadesinden epey farklı. Ve başka bir yerde de Anadolu Türklerinin Avrupalılara Ermenilerden daha yakın oldukları, çünkü Anadolu Türklerinin Ermeniden çok Anadolu Rumu kökenli oldukları ve dolayısıyla Anadolu’nun Ermenilere göre daha batısından olduklarını söylerken de eski zihniyetin ve bu zihniyetin kavramlarının hâlâ sürdüğünü görüyoruz. Burada Anadolu’dan kasıt ne oluyor? Günümüze dair sınırları belli bir toprak parçası mı, bir ülke mi, ya da daha farklı bir şey mi? Ama her ne olursa olsun Anadolu ibaresi daha ziy...

Yakın ama uzak, benzer ama farklı Anadolu geçmişleri

For English go to  Close but far, similar but different Anatolian pasts Anadolu’nun geçmişine birden fazla koldan girmek mümkün. Bir önceki yazıda da belirttiğim gibi, farklı geçmişler seçme özgürlüğü gibi bir şey düşünmeliyiz; özellikle milliyetçiliğin tekrar ve en azından öncekiler kadar güçlü şekilde yayılmaya başladığı bu dönemde bunun önemli bir özgürlük adayı olduğu düşünülebilir. Her şeyden önce Anadolu’nun ne olduğunun belirsizliği (ki sonuçta bu da bir seçim veya tercih) seçimler yapmayı zaten daha baştan dayatıyor. Ama ortada bir belirsizlik olmadığı düşünülse bile, geçmişin kendisi, farklı çizgilerinden ötürü birden fazla yaklaşımın belirmesine yol açabiliyor; en eski Anadolu’yu veya eski Anadoluları tek bir bölge olarak incelemek, bölgeler arasındaki kopukluklardan ötürü pek kolay değil. Çok rahat bir şekilde Anadolu’yu Batı, Orta ve Doğu olarak üçe ayırmak mümkün ki, belki doğu için iki ayrı parça bile düşünülebilir. Belki de daha farklı bir yaklaşım içine gire...

Farklı Anadolu Tarihleriyle Özdeşleşme Özgürlüğü

For English version, see  Freedom to Identify with Different Anatolian Histories Özellikle günümüz Türkiye’sinin, veya alışıldık ama coğrafi açıdan tam doğru olmayan şekilde söyleyecek olursak, günümüz Anadolu’sunun geçmişinden, yani tarihinden veya tarihlerinden bahsedilmeye başlandığında, genellikle çeşitli tartışmalar belirebiliyor. Çatışmaların kaynağı neredeyse her zaman bugün burada yaşayanlarla geçmişte yaşamış olanlar arasında genetik, biyolojik ilişki kurulmasından kaynaklanıyor. Bu ikisi arasında bağlantı kurulması istenmiyor ve dolayısıyla da şimdikilerin öncekilerin yerini aldığı, yani bir karışma olmadığı iddia ediliyor. Günümüz genetik çalışmaları bunun aksinin doğru olduğunu gösteriyor. Az veya çok bir karışma söz konusu. Ama her şey bir yana, bir an için bu ileri sürülen varsayımın doğru olduğunu, yani 1071 yılında bir taraftan birileri gelirken, diğer taraftan da burada yaşayanların çıktığını, bu toprakları terk ettiğini ve dolayısıyla hiç kimsenin birbiriy...

Tekrar Genler ve Türklük

Bloga gelen son yorumlardan anladığım kadarıyla genler konusu hâlâ kafa karıştırmaya devam ediyor. Sanırım bunun en önemli nedeni, genlerin etnik gruplar şeklinde düşünülüyor olması ya da her bir etnik gruba karşılık gelen genlerin olduğunun kabul edilmesi. İlk önce önemli bir hataya işaret ederek başlayayım. Anadolu’nun genetik kompozisyonunun %15’inin Asya kökenli genlerden geliyor olduğunu ileri sürmek, Anadolu’da yaşayan her bir insanın genlerinin %15’inin Asyalı genlerden oluştuğu anlamına gelmiyor. Özellikle mtDNA veya Y kromozomuna dayanan çalışmalardan bahsediliyorsa, böyle bir şey zaten mümkün değil. Bu genlerin seçilmesinin temel nedeni bölünmüyor olmaları. Dolayısıyla Asya kökenli Y kromozomu ya da daha doğru bir deyişle haplogrubu taşıyan birisi %100 bu haplogruptandır ve başka haplogruptan birisiyle evlenmesi onun oğlunun haplogrubunu değiştirmeyecektir; ama bölünebilen diğer genlerde değişikliklere elbette yol açacaktır. Asya ve Avrupa kökenli ayırımı yaparken ...

Uzakdoğu Semineri - VI: Genlerin Öyküsü

Genetik çalışmalar alanına girdiğimizde, örneğin mitokondriyal DNA açısından baktığımızda, neredeyse 650 milyon insanın modern Avrupalının kökeni değişik zamanlarda yaşamış yedi kadına bağlanıyor. Bundan on bin yıl önce Fırat nehri kıyısında yaşamış ve bugün Jasmine olarak adlandırılan kadın Avrupalıların %17’sinin ortak anası, torunlarına özellikle İngiltere’nin Cornwall, Galler ve Batı İskoçya bölgelerinde rastlanıyor. Jasmine J haplogrubunu temsil ediyor. Aynı JT ortak atadan gelen T haplogrubuyla (Tara olarak adlandırılıyor) akraba. Jasmine Avrupa’ya yayılırken, Tara kuzeye Rusya’ya, Urallara doğru yayılıyor. Her iki grup da neolitik dönemde tarımın yayılmasıyla ilişkilendiriliyor. Bugün Jasmin’in torunlarının bir kısmı İzlanda’da yaşarken, bir kısmı hâlâ Anadolu ve Bulgaristan bölgesinde yaşıyor. Tara’nın torunlarıysa son Rus çarı II. Nicholas, Kutsal Roma İmparatoru Sigismund gibi şahıslar. Tüm haplogruplar neolitik döneme ait değil. Jasmine ve Tara’dan önce Avrupa’ya yerleşmiş ...

Arabölge tartışmasına ek - II

Resim
Konuyla ilgili ilginç bir başka harita daha (büyüyor):

Arabölge tartışmasına ek

Resim
Cavalli-Sforza'nın Dünya Genetik Dağılımı Haritası Cavalli-Sforza’nın haritası The History and Geography of Human Genes, L.L. Cavalli-Sforza, P. Menozzi, A. Piazza, Princeton Üniversitesi, 1994. Haritanın altına şöyle bir açıklama konmuş: 1.World. Four major ethnic groups are shown. Africansa are yellow, Australians red, and Caucasioids gren. Mongoloids show the greatest variation retaining some similarities with Europeans on one side (a light Brown greenish tinge in middle Siberia) and with the Australians on the other (a pinkish color in parts of America and on the way to it). The extensive gradients due to admixtures between Africans and Caucasoids in North Africa, and between Caucasoids and Mongoloids in Middle Asia, are clearly visible. Y-Haplogrup Dağılımı (1500'deki durum gösterilmeye çalışılmış) Mitokondriyal DNA dağılımı Arabölge tartışmasına ZülfüTemur’dan bir yorum gelmiş. http://tarihdeniz.blogspot.com/2009/04/avrasya-ve-arabolge-kavram....

Tarih böyle atmayla değil araştırarak yazılır. Okuuu!

Bundan bir süre önce bu bloga genlerle ilgili Sabah gazetesinde beliren yazıma veya röportajıma tarihçi Erhan Afyoncu'dan gelen gelen yazıya verdiğim cevabı koymuştum. Yazıyı başka bir forumda yazmıştım. Buraya koyarken Afyoncu'nun yazısını koymayı unutmuşum. Biraz geç oldu ama şimdi ekliyorum yazıyı. Söz konusu yazılara şu bağlantılarla ulaşılabilir: http://tarihdeniz.blogspot.com/2007/12/genler-ve-tarih1-erhan-afyoncunun.html http://tarihdeniz.blogspot.com/2007/12/genler-ve-tarih2-erhan-afyoncunun.html Ekiskliği fark eden okuyucuya teşekkürler... Ve Erhan Afyoncu'nun yazısı... Tarih böyle atmayla değil araştırarak yazılır. Okuuu! Bilim adına yeni bir bölücülük ve ırkçılık dalgası başladı. Gen araştırmalarına göre etnik köken tespit ediliyor. Geçenlerde bir antropolog Ortaasya'dan gocun efsane olduğunu, Anadolu'daki insanların 40 bin yıldır burada yasadığını iddia etti.Tarihin böyle atmayla değil, araştırılarak yazıldığını hatırlatıyor ve sayın antrop...

Orta Asya göçü ve genler üzerine bazı düşünceler

Resim

Genetik araştırmalara göre Oğuz göçü tartışması

Resim

Genler ve Tarih3 - Erhan Afyoncu'nun yazısına yanıt

Tekrar merhaba, Genelde göç deyip geçiyoruz ama nedense milyonlarca insanın neden göç etmek isteyecekleri ve bunu nasıl başaracakları konusu üzerine pek düşünmüyoruz. Göç her şeyden önce fiziksel bir eylemdir. Milyonlarca insanın göçüyse çok büyük etkileri olması gereken büyük bir fiziksel eylemdir. Orta Asya’dan Anadolu’ya milyonlarca insanın göçü kolay bir iş midir? Tabii bunu düşünmeden önce bir parça rakamlar üzerinde de düşünmek gerekiyor. Milyonlarca insan Orta Asya’da ne yapıyor? Nasıl geçiniyorlar? Pastoral göçebe oldukları kabul edilen Altay toplulukları bu kadar büyük nüfusları kaldırabilir mi? Bu arada tabii hayvanları da hesaba katmamız gerekiyor. Örneğin Moğol ordusunun savaşa giderken savaşçı başına dört at götürdüklerini biliyoruz. Bu durumda bir milyonluk bir grupta (üstelik çoluk çocuk) inanılmaz bir rakamdan bahsetmemiz gerekiyor. Yüz bin kişilik bir grup bile epey kalabalık olacaktır. Tek bir parça halinde hareket ettiklerini düşündüğümüzde, yol üzerindeki yerler ...