Kayıtlar

Kültürel Habitatçı Tarihçilik etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Grup, Kültür, İletişim - IV

Neokorteks ve Grup Büyüklüğü Herkesin bildiği gibi, insan toplumsal bir varlıktır; gruplar halinde yaşar. Gruplar halinde yaşayan her primat gibi, grubun diğer üyeleriyle iletişime geçmek, ilişki kurmak, dost ve düşmanlarını belirlemek, yani toplumsal bağlar oluşturmak zorundadır. Araştırmacılar grup büyüklüğü ile beynin neokorteks bölümü arasında doğrusal bir ilişki keşfetmiştir. Daha büyük gruplar halinde örgütlenen primatların daha büyük neokorteksleri ve dolayısıyla da daha büyük beyinleri olduğu tespit edilmiştir. Daha fazla ilişki daha fazla işlem, bu da daha büyük bir aygıt demektir. Bu ilişkide en önemli belirleyici ilişki kurmak için harcanması gereken zamandır. Zaman konusunda önemli bir üst sınır söz konusudur. Var olan zamanın tümü ilişki kurmak için kullanılamaz. Yeme, içme, üreme gibi diğer yaşamsal faaliyetler için de zaman ayrılması gerekmektedir. Yapılan hesaplara göre, toplumsal bağları geliştirmek için ayrılması gereken zaman insan dışındaki primatlar için en faz...

Grup, Kültür, İletişim - III

Kültür: Şemalar ve Modeller İnsana dair üçüncü önemli özellikse kültürdür. Burada da insan tek başına değildir. Diğer insansılar da, özellikle şempanzeler ve bonobolarda kültürellik görüldüğüne dair epey güçlü işaretler belirmiştir son yıllarda. Kültürellik diğer türlerde de görülebilir mi? Bu sanırım her şeyden önce kültürelliğin tam olarak ne anlama geldiğinin anlaşılmasıyla çözülecektir. Kültür, insan ve toplum bilimlerinin herhalde en çok tartışılan kavramlarından biridir. Kültüre insanın ürettiği her şey olarak bakanlar varsa da, bu kavramı daha çok insana dair bir özelik olarak tanımlamak daha uygun gözükmektedir. Nitekim genel eğilim de kültürü insanın çevresini anlamasını, anlamlandırmasını sağlayan bir özelliği olarak tanımlamak yönündedir son zamanlarda. Örneğin ünlü antropolog Clifford Geertz’e göre kültür, insanın davranışlarını kontrol eden, çevresini anlamlandırmasını sağlayan işaretler veya simgeler toplamıdır. Geertz’in tanımı bir yere kadar epey düzgün bir yaklaşıms...

Grup, Kültür, İletişim - II

Bilme/Simgesel İletişim İnsana dair ikinci önemli özellikse düşünmeleridir. Düşünmeyi, neyin düşünme olduğunu tanımlamak zorsa da, düşünme ile simgesel iletişim yeteneği arasında bir ilişki olduğunu görmek pek zor değildir. Bazı araştırmacılara göre simgesel iletişim, simgelere dayanan iletişim, diğer canlıların neredeyse hiçbirinde rastlanmayan bir özelliktir. Bu ilk bakışta epey büyük bir iddia olarak gözükebilir ama diğer yandan, insanın bu anlamda canlıların yeryüzündeki evriminde önemli bir eşiği temsil ettiğini de kabul etmek gerekebilir. Yine de bu yeteneğin yoktan var olmadığını da unutmamak gerekiyor. Her ne kadar araştırmalar sürüyorsa da, insanın en yakın akrabaları şempanzeler ve bonobolar arasında da simgesel iletişimin izleri görülmektedir ama insan bariz bir şekilde bu alanda epey ilerdedir. İnsanın simgesel iletişim olarak genellediğimiz düşünsel yeteneklerine göz attığımızda, en yakın akrabalarıyla bazı açık farklılıklar görülmektedir: İnsan diğer primatlarla ka...

Grup, Kültür, İletişim - I

Grup/Birey İnsanların gruplar halinde yaşadığı herhalde herkesin bildiği ama çok az kişinin üzerinde düşündüğü bir ayrıntıdır. Bu tespite araştırmalarında yer veren araştırmacıların sayısıysa çok daha azdır. İnsanların gruplar halinde yaşadıkları ve bu yüzden de grup yapılarında meydana gelecek değişimlerin insanların içinde bulundukları koşulları ve onların tavırlarını doğrudan etkileyeceği çoğu kez gözden kaçmaktadır. Oysa burada insan pratiklerini etkileyen önemli bir parametre söz konusudur. Grup büyüklüğü veya nüfusu insan davranışlarını ve pratiklerini tamamen insandan bağımsız bir şekilde etkileyebilir. Yani insanlar sadece belli bir kalabalıklaşmanın üyesi oldukları için farklı tepkilerde bulunmaya ve farklı konulara kafa yormaya başlayabilir. Örneğin insanların grup içinde bir birey olarak kendilerini öne çıkartma eğilimi, kalabalık olarak tanımlanabilecek ortamlarda daha fazla önem kazanmaya başlayabilir. Ya da sırf kalabalıklaşmadan ötürü grup sınırlarına verilen önem art...

Haçlılar İslam Medeniyetinde Karanlık Çağa Yol Açtı mı?

"Zannedersem Moğol istilaları en büyük etkiyi Orta Asya ve Doğu Avrupa'nın belli bölümleri dışında Anadolu, İran ve Transkafkasya'da yaptı. Moğollar'ın tetiklemesiyle yurtlarını terkeden en başta Türki gruplar olmak üzere çeşitli Orta Asyalı halklar akın akın önce İran, sonra Transkafkasya ve Anadolu'ya geldiler ve buralarda zaten çeşitli Oğuz gruplarının (en başta Selçuklular) yönetiminde bir-iki yüzyıldır sağlanmış olan Müslüman hegemonisinin kanatları altında yaşamaya başladılar. Bu da bu bölgelerde derin kültürel değişimlerin yolunu açtı. Bu arada Haçlı Seferleri'ni karanlık çağ tetikleyicisi olarak gören ayrı bir görüş var. Onun hakkında fikirleriniz nedir? Ve size göre İslam dünyası niye Batı'ya göre geri kaldı, İslam'ın ilk yüzyıllarındaki uygarlık alanındaki gelişmelerin neden devamı gelmedi?" Ben genelde Karanlık Çağ fikrine karşıyım. Eğer mesele bir başka medeniyetsel gelişime göre diğer bir medeniyetin geride kalıp kalmadığının...

Moğol İstilaları Bir Karanlık Çağa Yol Açmış Mıdır?

"Sizce Moğol istilalarını Arabölge açısından bir ortaçağ (karanlık çağ anlamıyla) başlangıcı olarak görebilir miyiz?" Konu, Moğol istilalarına uzun bir süre kötü gözle bakıldığından biraz zor. Zaten istila diyerek başladığımızda, daha baştan olumsuz bir gözle baktığımız ortaya çıkıyor. Ama diğer yandan, bu kelimeyi kullanmamızı mazur gösterecek kadar ciddi bir yıkım da var. Her şeyden önce karanlık çağdan ne kastettiğimiz belirtmek gerekiyor. Ben kabaca medeniyetsel düzeyin düşüşü olarak tanımlıyorum ve bu düşüşü de, söz konusu medeniyetin ne kadar karmaşık bir iletişim ağına karşılık gelmesiyle (ki bu da benim gözümde kalabalıklaşma ve kalabalıklaşmanın ne kadar huzur içinde varlığını sürdürdüğüyle ilgili) bağlantılı. Moğol istilaları böyle bir düşüş başlatmış mıdır? Eğer bu istilalar olmasaydı, ne tür bir medeniyet söz konusu olacaktı? Geçici bir düşüş görebiliriz ama ekonomik açıdan baktığımızda, Moğolların epey büyük bir bölgeyi birbiriyle birleştirmiş olmasından...

Kültürel Evrim Süreci Olarak Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Geçiş – Kültürel Habitatçı Yaklaşım

Sanırım insanmerkezci yaklaşım, sadece kendimizle ilgilenerek, kendi türümüzü merkeze alarak yaşamak oluyor. Ben ulusal tarihleri de biraz bu kategoride görüyorum: Sadece kendi ulusuyla ilgilenerek, onu merkeze alarak yaşamak. Nitekim birçok kez uluslara sanki farklı türlermiş gibi davranıyoruz. Bir yere kadar belki doğru bir yaklaşım bu. Sonuçta farklı habitatlardan bahsediyoruz. Zaten insanlığın ulusalcı döneminin önemli bir özelliği de, koyduğu çeşitli sınırlar aracılığıyla bu habitatlar arasındaki izolasyonun, tecrit edilmişliğin arttırılmış olması. Kültürel açıdan bu önemli bir durum diyebiliriz. Eğer kültürler gruplara da genetik gruplar muamelesi yapacaksak, ki evrim mekanizmalarının bu alanda da işlediğini kabul edebiliriz, o zaman bu tür durumlar önemli oluyor. Evrim sürecinde dört adet mekanizma var: Doğal seçilim, mutasyon, genetik sürüklenme ve genetik akış (göç). Biraz düşününce, tüm bu mekanizmaların kültür alanında da geçerli olduklarını söylemek mümkün; bu yüzden, ...