Kayıtlar

Dünya Tarihçiliği etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Karyalılar ve Dünyanın Yedi Harikasından Mozole (Mausoleion) Üzerinden Anadolu Milliyetçiliği

Resim
“Karyalılar Helen değildir. Anadolu'nun gerçek sahipleridir. Aynı biz Türkler gibi. Ayrıca Karyalıların önemli bir kısmı Anadolu'da kaybolmuşlardır yani bizimle karışmışlardır. Savaşçıdırlar. Müthiş Savaş hikayeleri vardır.” Bunu bir doğa sporları kulübünün sitesinde okudum. Her şeyden önce şu sahip olma fikri beni artık epey yormaya başladı. Nedir bu sahip olma takıntısı? Ama tabii burada bitmiyor. Bir de gerçek sahipler denen bir şey var.   Buraya kadar tamam diyelim. Karyalılar gerçek sahipleri. Onlardan sonra gelmiş olduğu varsayılan (ki bunun doğru olduğu kabul edilebilir) Helenlerse, bu nedenle gerçek sahip değiller. Herhalde işgalci falan oluyorlar. Ama Helenlerden sonra bu topraklara geldiği aşikâr Türkler gerçek sahipleri. Nasıl oluyor bu? Çünkü Karyalıların önemli bir kısmı Anadolu’da kaybolmuş (Anadolu’ya dağılmamışlar, kaybolmuşlar) ve “bizimle”, yani bu yazıdan anlaşıldığı kadarıyla Türklerle kaynaşmışlar. Türkler de bu karışmadan ötürü (art...

Arabölge tartışmasına ek - II

Resim
Konuyla ilgili ilginç bir başka harita daha (büyüyor):

Arabölge tartışmasına ek

Resim
Cavalli-Sforza'nın Dünya Genetik Dağılımı Haritası Cavalli-Sforza’nın haritası The History and Geography of Human Genes, L.L. Cavalli-Sforza, P. Menozzi, A. Piazza, Princeton Üniversitesi, 1994. Haritanın altına şöyle bir açıklama konmuş: 1.World. Four major ethnic groups are shown. Africansa are yellow, Australians red, and Caucasioids gren. Mongoloids show the greatest variation retaining some similarities with Europeans on one side (a light Brown greenish tinge in middle Siberia) and with the Australians on the other (a pinkish color in parts of America and on the way to it). The extensive gradients due to admixtures between Africans and Caucasoids in North Africa, and between Caucasoids and Mongoloids in Middle Asia, are clearly visible. Y-Haplogrup Dağılımı (1500'deki durum gösterilmeye çalışılmış) Mitokondriyal DNA dağılımı Arabölge tartışmasına ZülfüTemur’dan bir yorum gelmiş. http://tarihdeniz.blogspot.com/2009/04/avrasya-ve-arabolge-kavram....

Avrasya ve Arabölge Kavramı


Resim
Kitsikis'in Arabölgesi 1 Avrasya kadar büyük bir toprak parçası ne tür bölgelere ayrılırsa ayrılsın, muazzam büyüklüğünden ötürü birbirinden kültürel açıdan çok uzak ve kopuk iki bölgenin ortaya çıkması kaçınılmaz gözüküyor: Doğu Asya ve Batı Avrupa. Nitekim Osmanlı tarihçilerinden Kitsikis Avrasya’yı Batı, Doğu ve Arabölge şeklinde üçe böler. Tam olarak Kitsikis’in Arabölgesi’nin sınırlarıyla çakışmasa da, Avrasya ve hatta Afrasya’da bir ara bölgenin varlığından bahsetmek yerinde gözüküyor. Ama burada Avrasya bozkırlarının ne kadar Arabölge’nin parçası olduğu tartışmaya açıktır. Arabölge’nin medeniyetsel bir bölge olarak görülmesi ve bu yüzden pastoral dünyanın ana mekânlarından Avrasya bozkırlarının bu bölgenin dışında tutulması çok daha uygundur. Kistikis Türk-Yunan İmparatorluğu adlı kitabında Arabölge’yi “Aynı anda hem Batı hem de Doğu’yla ortak yanları bulunan” bölge olarak tanımlıyor, bu bölgenin hangi unsurlar açısından hem Batı hem de Doğu’yla ortak yanları olduğu me...

Tekrar Dünya Tarihçiliği

Büyük alanların veya bölgelerin geçmişlerinin anlatılması, aktarılması veya kurgulanması şeklinde bir dünya tarihçiliği antik çağlardan beri var olmuştur. Tüm dünyanın ve dolayısıyla insanlığın bir bütün olarak ve elden geldiğince çok diyaloglu bir şekilde sunulmasını temel almış bir dünya tarihçiliğiyse nispeten yeni bir faaliyet alanıdır. Bütünün Öyküsü Bütün-Parça İilişkisi Dünya tarihçiliği denince ilk akla gelen tüm insanlığın tarihidir. Kastedilen, dünya olarak adlandırılan gezegenin tarihinden ziyade, insanlığın tarih boyunca karşımıza çıkan yaşamları, deneyimleridir. Dünya tarihi insan deneyiminin, yeryüzündeki insan varlığının tarihidir. Bu tarihçilik farklı şekillerde yapılabilir. Bir yandan teker teker her bir parçanın öyküsünü anlatmaya çalışabiliriz, diğer yandansa dönem dönem ortaya çıkmış bütünleri tespit ederek veya bütünler görerek bunların öykülerini aktarmaya uğraşabiliriz. Her iki yaklaşımda da söz konusu olan bir bütündür ama birinci de öncelik parçadadır v...

Asya Tarihi ve Kıta Tartışması

Asya’da Homo sapiens’in öyküsünü anlatılacaksa, ilk olarak Asya’nın nerede veya ne olduğunu belirlenmesi gerekmektedir. Her ne kadar çoğumuz yanıtın ne olduğunu bildiğimizi düşünsek de, mesele geçmişin öyküsü olunca, yanıt da düşünüldüğü kadar basit olmuyor. Bugün “Eski Dünya” olarak adlandırılan yer üç kıtadan oluşmaktadır: Afrika, Asya ve Avrupa. Afrika’nın hem Avrupa’dan hem de Asya’dan bağımsız bir kıta olduğu konusunda bir kuşku yoktur: Avrupa’dan Akdeniz’le, Asya’dansa Süveyş kanalıyla ayrılır. Fakat Avrupa’nın (veya Asya’nın da denebilir) kıtalığı bu kadar net değildir. Hangi kıstaslara göre Avrupa bir kıtadır? Avrupa’ya bir kıta denirken, örneğin Hindistan neden bir kıta değildir. Neticede, eğer iki büyük toprak parçasının bir deniz veya denizlerle birbirlerinden ayrılmasından bahsetmiyorsak, o zaman Avrupa’yı Asya’dan ayıran dağlar (Urallar ve Kafkaslar) Hindistan’ın durumunda da fazlasıyla vardır. Eğer bir kıtayı kıta yapan kıstas nüfus veya kültürel çeşitlilikse, Hindistan ...

Dünya Tarihçiliği - V

Son söylediklerimiz dünya tarihçiliğine zaman zaman baskın hale geçen, zaman zaman da silikleşen bir süreç olarak bakmamız gerektiği sonucuna getiriyor bizi. Tamamen insan gruplarının geçirdikleri değişimle bağlantılı bir süreçten bahsedilebilir. Nedir bu değişim? Her şeyden önce doğrusal bir daha-karmaşığa veya daha-gelişmişe giden veya gitmesi gerektiği düşünülen bir süreç değil söz konusu olan. İnsan topluluklarının küreselleşmeleriyle, yani aralarındaki ilişkilerin, bağlantıların onlar üzerindeki etkisinin daha öne çıkmaya başlamasıyla, baskın duruma geçmesiyle bağlantılı bir süreç bu. Bu sürecin daha-gelişmişe doğru gidişin doğal bir sonucu olarak görülmesi gerekmiyor. Geçmişe baktığımızda bu tür süreçlerin dönem dönem ortaya çıktıklarını görüyoruz ki, bunun daha çok insan topluluklarının dönem dönem daha karmaşık bir oluşuma doğru evrimleşmeleri şeklinde açıklanması gerekiyor. Bir şekilde aradaki bağlantılar bu tür oluşumları kaldıracak düzeye ulaştığında, yani gerekli kaynaklar...

Dünya Tarihçiliği - IV

Dünya tarihçiliğini evrenselci veya daha evrenselci bakış açısının ürünü olarak tanımladık ama bunun, yani daha evrenselci bakış açısının neyi görmek üzerine olduğu tartışmasına bir parça girdiysek de, son noktayı henüz koymamıştık. Yani bir insan daha evrensel bakmaya başladığında neyi görmeye çalışmaktadır veya kendisini neyi görmekle yükümlü kılmaktadır? Bu dünyanın asıl ayırıcı özelliği, bir yandan farklı bir anlamlandırma şeması dayatması, diğer yandan da bu şemaya göre üretilecek içerikler için düşünsel ve simgesel kaynaklar sağlayan bir ortam sunmasıdır. Neticede dayatılan, diğer yerel gruplarla birlikte paylaşılan ilişkilerin anlamlandırılmasıdır. Bu ilişkilerin bir başka dünyanın daha düşünülmesini dayattığı ve ayrıca bunun fiziksel olarak yaşanmayan, kurgusal olarak var olan, düşünülen bir dünya olduğunu belirtilmişti. Bu dünya esasen anlamlandırılması gereken yeni bir oluşumdur. Fiziksel olarak yaşanıp yaşanmadığı önemli değildir. Sonuç olarak böyle bir dünyanın etkisi hiss...

Dünya Tarihçiliği - III

Her türlü tarihçilikte olduğu gibi dünya tarihçiliğinin de grup bağlantısı üzerinde durmak, elimizin altındaki metnin hangi grup için olduğunu ve ne tür bir grup tasarımı üzerine olduğunu sormak gerekiyor. Tartışmanın ilk bölümlerinde ara sıra Batı evrensel anlamlandırmaları deyimini kullandım. Bunu evrensel anlamlandırmaların, yani evrenselci tarihçiliğin çeşitli modeller şeklinde geldiğini belirtmek için kullandım. Günümüzde baskın dünya tarihçiliği modelinin Batı modeli olduğu söylenebilir ama bu hem baskın olmayan başka modellerin olmadığı anlamına gelmeyeceği gibi, baskın modelin de her zaman Batı modeli olarak kalacağı anlamına gelmiyor. Ayrıca Batı modelinin de zaman içinde çeşitli değişiklikler geçirdiğini de unutmamak gerekiyor. Bugünün Batı modeli bundan iki yüz, hatta yüz yıl önce var olmuş modelden farklıdır. Her model farklı bir gruba seslenir ve farklı bir grubun bakış açısını yansıtır. Bu bakış açısı ilk olarak çok daha küçük bir grubun içinde var olmuş ama zamanla çok ...

Dünya Tarihçiliği - II

Evrenselci bakışın her ne kadar başkalarının var olduğunun anlaşıldığı andan itibaren var olduğu düşünülebilirse de, bu her zaman evrensel anlamlandırmaların baskın olduğu anlamına gelmez. Evrensel anlamlandırmalar diğerini de yapılan anlamlandırmaların içine katma zorunluluğunun kendisini dayattığı durumlarda baskın olmaya başlarlar. Bu da eninde sonunda diğerleriyle olan fiziksel ilişkilerin yoğunlaşmasının diğerlerini yapılan anlamlandırmaların dışında tutulamayacağı gerçeğini dayatmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Evrenselci bakış açısının ortaya çıkardığı dünyanın fiziksel olmaması konusuna tekrar dönecek olursak, her ne kadar bu, duyularımızla algılayamadığımız bir dünyaysa da, ortaya çıkış nedeni fiziksel ilişkilere bağlıdır. İki yerel grup arasında ortaya çıkan karşılıklı ticaret veya siyasi ilişkiler sonunda öyle bir noktaya ulaşabilir ki, her iki yerel dünyanın insanları her iki tarafı da kapsayan bir üçüncü dünya düşünmeye başlamak zorunda hissedebilirler kendilerini. Çünkü y...

Dünya Tarihçiliği - I

İnsanlık hangi evrelerden geçerek bugüne ulaştı? Tarih boyunca görülen farklı grupları, toplulukları, bunlar arasındaki ilişkileri, değişimleri, geçişleri nasıl açıklayabiliriz? Bu açıklamaları neye göre yapıyoruz? Tek bir dünya tarihinden bahsetmek mümkün müdür? Yoksa birden fazla dünya tarihinin aynı anda var olabileceğini mi düşünmeliyiz? İlk iki soru neredeyse herkesin sorduğu sorular. Çoğumuzu dünya tarihi okumaya iten bu tür sorulardır. Diğer iki soruya gelecek olursak, bunlar da neredeyse hiçbir dünya tarihi okuyucunsun sormak istemediği sorulardır. Çoğumuz okuduğumuzun nasıl ortaya çıkmış olduğu veya çıkartıldığı sorusuyla pek ilgilenmeyiz. Aksine böyle kuşkulara kapılmamak isteriz ki, merakımız biran önce gereken tatmine ulaşsın. Bu tip sorular genellikle meselenin kuramsal yönüyle ilgilenen tarihçilere bırakılır. Oysa bu sorular her dünya tarihçinin henüz okumaya başlamadan üzerinde düşünmesi gereken varsayımlar olmalıdır. Her tarih metni belli varsayımlarla veya ön kabuller...