14 Ocak 2010 Perşembe

Uzakdoğu Semineri - XV: Batı ve Doğu Arasında Düşünme Biçimi Farklılıkları
Batının bireyselliği Doğunun Grupçuluğu

Batılıların, özellikle de Amerikalıların büyük kısmı için insanın şu özellikleri evrenseldir:


— Her insan farklıdır veya farklı olmaya çalışır.

— İnsanlar kendi davranışlarını kontrol eder ve bu tür ortamlarda kendilerini daha rahat hissederler.

— İnsanlar kişisel amaçlar peşindedir, ilişkilerin veya grup üyeliklerinin bazen engelleyici olduklarına inanırlar.

— İnsanlar kendilerini iyi hissetmeye çalışırlar; olumlu özellikleri olduğunu bilmek onların kendilerini iyi hissetmeleri için gereklidir.

— İnsanlar ilişkilerde eşitliği tercih eder ama hiyerarşik ilişkiler söz konusuysa, üst konumda olmaya çalışırlar.

— İnsanlar herkes için aynı kuralların geçerli olması gerektiğine inanır.

Bu tür insanlardan milyonlarca vardır ama bunların büyük kısmının yeri Batı ve özellikle de kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika’dır. Dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan insanların, özellikle de Doğu Asya’dakilerin sosyal-psikolojik özellikleri farklılıklar gösterir.

Örneğin 1960’lara kadar geçerli olmuş bir Amerikan birinci sınıf okuma dersi kitabının ilk sayfaları “Bak Dick koşuyor. Bak Dick oynuyor” şeklindeyken (Türkiye’deki kitaplar da pek farklı değildir), aynı döneme ait Çin kitabındaysa abisinin omuzlarında bir kardeş resminin altında “Büyük kardeş küçük kardeşe bakıyor. Büyük kardeş küçük kardeşini seviyor” cümleleri vardır. Burada çocuğun karşılaştığı ilk yazılı metin bireysel eylem değil, insanlar arasındaki ilişkiler hakkındadır. Gerçekten de bir Çinli için Batı tarzı birey bir hayal üründür. Birey hiçbir zaman tek başına değildir, eylem her zaman bireyler arasındadır. Bazı araştırmacılar toplumları düşük-bağlam yüksek-bağlam toplumları şeklinde ayırmaktadır. Doğulular kendilerini gruplarının içinde görmektedir. Batılılardaysa bu derece bir iç içe olma durumu söz konusu değildir. İç grupla dış grup arasında çok büyük bir fark yoktur. Batının bireyselliği her zaman birey kimliğini grup kimliğinden veya gruptan ayırmayı ön plana çıkarır.

“Bana kendinizi anlatın” basit bir soru gibi gözükse de, yanıt, topluma göre değişecektir. Bir Amerikalı için bu sorunun yanıtı daha çok kendisini ön plana çıkartırken (çalışkanım, arkadaş canlısıyım, kampa çok giderim, mikroçip yapan bir şirket için çalışıyorum), Doğu Asyalıların yanıtları diğerlerinin arasındaki, içindeki bireyi anlatacaktır (İşte ciddiyimdir, arkadaşlarımla eğlenmeyi severim). Japonlarla Amerikalılar arasında yapılan bir çalışma, Japonların kendilerini belli bir yere gönderme yapmadan açıklamada çok zorlandıklarını göstermiştir. Amerikalıların temel özelliği bireyselliklerini ortaya çıkartmaktadır. Örneğin bir şey satın alırken Amerikalıların nadir bulunan nesneleri tercih ederken Koreliler yaygın olan nesneleri tercih etmektedir. Buradan Asyalıların kendi özellikleri konusunda olumsuz oldukları sonucunu çıkartmamalıyız. Sadece bireyselliğin öne çıkartılması gerektiğini dayatan bir kültürden gelmemektedirler. Birey için önemli olan, farklılığını ortaya çıkarmak değil, toplumsal ilişkiler ağına uyum sağlamak ve kolektif amaçlara ulaşmada üzerine düşeni yapmaktır. Batılı için kendisini mutlu hissetmek önde gelirken, Doğulunun amacı kendisini geliştirmektir. Örneğin, Kanadalılar başarılı olduklarında daha uzun süre çalışmaktayken, Doğulularsa başarısız olduklarında daha uzun süre çalışmaktadır.

Farklılıkların ortaya çıkması veya çıkartılması çok erken yaşta, daha bebekken başlamaktadır. Amerikan bebekleri ayrı bir yatakta ve hatta ayrı bir odada uyurken, Doğulu bebeklerse daha çok ebeveynleriyle aynı yatakta yatmaktadır. Batılı ebeveynler bağımsız davranmayı, karar vermeyi özendirirken, Doğulu ebeveynler çocukları adına karar vermektedir. Amerikalı anneler çocuklarıyla oynarken daha çok nesnelerle ilgili sorular yöneltmekte ve bunlarla ilgili bilgiler verirken, Japon anneler daha çok ilişkilerle ilgili sözcükler kullanmaktadır (Eğer annenin yaptığı yemekleri yemezsen çiftçi üzülür). Bu iki farklı eğitim iki farklı duruma alıştırmaktadır. Nesneler konusunda eğitim çocuğu daha bağımsız olacağı bir yaşama hazırlarken, duygular üzerine eğitimse çocuğu başkalarına bağımlılığın ön planda olduğu bir yaşama hazırlamaktadır. Yapılan deneyler, Doğuluların diğerlerinin duygularına daha açık olduklarını, bunlarla ilgili çok daha doğru tahminlerde bulunduklarını göstermiştir. Bununla bağlantılı olarak, Batılılar çocuklarına iletişimin de sorumluluğun konuşan da olduğu fikrini verirken, Doğulularsa tam tersi dinleyici de olduğu fikrini vermektedir. Örneğin, yüksek sesle şarkı söyleyen bir çocuğu susturmak gerektiğinde Amerikalı bir ebeveyn çocuğa sesini kısmasını söylerken, Doğulu bir ebeveynse ne kadar güzel şarkı söylediğini söyleyecektir. Her ne kadar ikinci durumda çocuk iltifat karşısında ilk başta mutlu olacaksa da, daha sonra kendisine susması gerektiğinin iletilmiş olduğunu anlayacaktır. Doğulular dolaylı iletişimi tercih ederken, Batılılar doğrudan iletişimi tercih etmektedir.

İlginç bir deney de iş adamları arasında yapılmıştır. Yöneticilere şu iki seçenekten hangisini tercih edecekleri sorusu yöneltilmiştir: (a) bireysel girişimin teşvik edildiği ve gerçekleştirilebildiği (b) hiç kimsenin öne çıkartılmadığı, herkesin birlikte çalıştığı işler. Amerikalı, Kanadalı, Avustralyalı, İngiliz, Hollandalı ve İsveçli yanıtlayıcıların %90’ından fazlası birinciyi seçerken, Japon ve Singapurluların %50’si birinciyi seçmiştir. Alman, İtalyan, Belçikalı ve Fransız yanıtlayıcıların tercihi ortada olmuştur.

Bunun gibi birçok deney yapılmıştır. Burada ilginç bir soru, bu farklılıkların insanlarda özsel olup olmadığı, bireyler farklı ortamlara veya kültürlere dahil olduklarında bu eğilimlerinin değişip değişmediğidir. Değişmektedir.

Bu arada Batı ve Doğuyu türdeş bloklar biçiminde düşünmemek gerekmektedir. Örneğin Akdeniz ülkeleriyle Belçika ve Almanya, Doğu Asya ülkeleriyle Protestan Anglo Sakson kültür arasında ara konumdadır. Benzer şekilde, Japonlarla Çinliler arasında da farklılıklar vardır. Toplumsal sınırlamalar her iki toplulukta da önemli olmasına rağmen, bunlar Japonların durumunda yandaşlardan, diğer bireylerden gelirken, Çinlilerin durumunda otoritelerden gelmektedir. Örneğin Çin sınıflarında kontrolü öğretmenler sağlarken, Japon sınıflarında diğer öğrenciler sağlamaktadır. Çinliler ikili ilişkileri öne plana çıkartarak bireyselliklerini korurken, Japonlar kendilerini grubun içinde kaybetmektedir. Çinliler zorunluluklar altında yıpranırken, Japonlar aynı zorunluluklardan zevk almaktadır. Japonlar yaşamda düzen konusunda Almanlar ve Hollandalılarla aynı kategorideyken, Çinliler daha rahat yaşam anlayışlarıyla Akdenizlilere yakındır.

Özetleyecek olursak, Doğu Asyalılar bireyin bütünün parçası olduğu birbirine bağımlılık dünyasında yaşarken, Batılılar bireyin tek özgür fail olduğu bir dünyada yaşamaktadır. Doğuluların başarıya önem vermelerinin nedeni, bunun ait oldukları grupları daha iyi gösteriyor olmasıyken, Batılılar başarıyı kendilerine bir şey getirdiği için benimsemektedir. Doğulular uymayı ön plana çıkartırken ve öz eleştiriyi bu amaçla bağlantılı düşünürken, Batılılar bireyselliği öne çıkartmakta ve kendilerinin daha iyi görünmelerine daha çok önem vermektedir. Doğulular diğerlerinin duygularını daha iyi anlarken ve kişiler arası uyuma ulaşmaya çalışırken, Batılılar daha çok kendilerini tanımakla ilgilenmekte ve uyumu adil olmaya feda etmeye hazırdırlar. Doğulular hiyerarşiyi ve grup kontrolünü kabule eğilimliyken, Batılılar eşitlik ve kişisel eyleme önem verir. Doğulular tartışma ve çatışmadan kaçınırken, batılılar tartışmaya inanmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...