4 Ocak 2010 Pazartesi

Uzakdoğu Semineri - XII: Tarihöncesinde Küçük Gruplardan Büyük Gruplara - Nostratik Dil Ailesi

Geçmişin incelenmesini kabaca iki farklı döneme ayırabiliriz: (1) Küçük gruplar dönemi ve (2) Büyük gruplar dönemi. Yaklaşık 150.000 yıllık insanlık tarihinin neredeyse 140.000 yılının veya 135.000 yılının küçük gruplar dönemine ait olduğunu söyleyebiliriz. Son on beş bin yıldır ise büyük gruplar vardır ve bunlar da uzun bir süre boyunca bugünün standartlarına göre hiç de büyük değildi. Bu açıklamanın anlamlı olabilmesi için küçük gruptan büyük gruba geçişin 150–300 birey civarında gerçekleştiğini de eklememiz gerekiyor.


Küçük grupların nüfusları binlerce yıl aynı kalabilir. Nüfus artışı daha çok bizim dünyamıza ve genelde medeniyetlere özgü bir durum. Bir noktadan itibaren büyük gruplara doğru dönüşümün gerçekleştiğini tespit ediyoruz. Bu andan itibaren daha farklı bir dünya söz konusudur. Bu bizim dünyamız ve daha doğrusu bizim dünyamızın katmanlarından biridir.

Büyüme haliyle bölünmeyi getirmiştir. Bölünme daha önceki küçük grup dünyasında belki de hiç bilinmeyen veya çok az bilinen bir görüngü olmuş olabilir. Bu dünyada küçük gruplar birbirleriyle çok sık karşılaşmamış da olabilir. Karşılaştıklarında ne yaptıklarını bilemiyoruz. Çatışmış veya bir süre sonra kendi yollarına devam etmiş olabilirler. Bu grupların ne tür dilleri olduğunu, bu dillerin ne tür bir dilsel gelişmişlik düzeyini yansıttıklarını, bu dönemde kaç dil konuşulduğunu, bunların hiçbirini bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, bu dönüşüm gerçekleştiğinde bazı diller konuşuluyordu. Bugün konuştuğumuz dil ailelerinin bir kısmının bu dönüşümden sonra ortaya çıktıklarını varsayabiliriz.

Bölünme görüngüsünün daha sık görülmeye başladığı dönemi, medeniyetlerin ilk kez görülmeye başladığı neolitik dönemle ilişkilendirmemiz gerekmiyor. Neolitik büyük grup görüngüsünün yerleşmeye başladığı dönem olarak kabul edilebilir ama bölünme ve birleşme görüngüsünün ortaya çıkmasını daha geriye götürebiliriz. İklim değişimi, kaynaklarda ortaya çıkan geçici iyileşmeler veya gelişmeler küçük grupları kalabalıklaşma sorunuyla karşılaştırmış olabilir. Belli coğrafyalarda yoğunlaşmalar veya “nüfus patlamaları” yaşanmış olabilir. Bu yoğunlaşmalar bize yine de büyük kalabalıklaşmaları düşündürmemeli. Bu dönemde kalabalığın bin kişi veya daha az sayıda insana karşılık geldiğini unutmamalıyız. Paleolitik dönemde henüz büyük gruplar olmasa da kalabalıklaşmanın, bölünmenin ve bölünen grupların farklı üst örgütlenmeler dışında birbirleriyle ilişkilere girdiklerini düşünebiliriz ki, paleolitik dönemin “mağara sanatı” bu şekilde yorumlanabiliyor.

Bu bölünmeler ve kaynaşmalar sırasında kültürlerin ve dillerin de bölündüklerini ve kaynaştıklarını düşünebiliriz. Örneğin, aynı bölgede yoğunlaşmış 8-10 küçük grup bir ortak dilin 8-10 farklı diyalektine karşılık gelmiş olabilir. Bu yoğunlaşmanın yarattığı üst-kaynaşmada bu diyalektlerden bir tanesinin üst-diyalekt konumuna yükseldiğini de düşünmemiz gerekiyor. Yani iki eğilim karşımıza çıkmaktadır. Bir yandan bölünmelerin getirdiği yeni kültürlerin ve dillerin ortaya çıkması ve bir yandan da belli bölgelerde ortaya çıkan üst-kaynaşmaların yarattığı üst-kültürler ve diller veya bunlardan birinin üst-kimlik ve üst-dil konumuna geçerek diğerleri üzerinde baskın olması. Bu evrede hâlâ küçük grupların birbirlerinden ayrı yaşadıklarını, büyük grupların ortaya çıkmadıklarını düşünebiliriz. Ancak bu dönemden sonra sonunda medeniyetleri getirecek büyük grup evresi belirmektedir.

Büyük grupların, yani aynı yerde yaşayan kalabalık grupların ortaya çıkması muhtemelen dillerin ve kültürlerin bir süredir yaşamakta olduğu bu bölünme ve birleşme sürecini de etkilemiştir. Afrika’dan insan gruplarının yayılması dalgalar şeklinde olmuş gözüküyor. Aynı şekilde Afrika’dan çıkışın ilk duraklarından olan Ortadoğu’dan yayılmanın da çeşitli dönemlerde gerçekleşen dalgalar şeklinde olduğu düşünülüyor. Bu dalgalardan bir tanesi bugün dilbilimcilerin Nostratik adını verdikleri bir üst dil ailesine karşılık gelmiş olmalı. Bu üst dil ailesine Hint-Avrupa, Afroasyatik (Hamitik-Semitik), Kartvelyan, Ural, Altay ve Dravidyan dil aileleri dâhil ediliyor. Bu üst ailenin ortaya çıktığı yerin güneybatı Asya, yani Ortadoğu olduğu kabul edilirken, çıktığı dönemin de mezolitik öncesi olduğu düşünülüyor. Kesin bir tarih verilemiyor ama paleolitik akla yakın gözüküyor. Nostratik dilinin tek bir küçük grup tarafından konuşulmuş olduğunu, diğer dil ailelerinin bu grubun zaman içinde yaşadığı bölünmelere karşılık geldiğini düşünebiliriz.

Nostratik kuramı tüm dilbilimcilerin anlaştığı bir kuram değil. Çeşitli itirazlar gelmiştir ama nostratik kuramının yanlış olduğunu kabul etsek bile, bu birçok dil ailesinin aynı ortak dilden gelmiş olduğu fikrini çürütmektedir. Yukarıda şema daha farklı olabilir. Birden fazla üst dil ailesinden bahsedebiliriz ama neticede hem ortak üst dil ailesi atalarının olduğunu hem de farklı zamanlarda farklı üst dil ailelerinin ortaya çıktığını kabul etmemiz gerekiyor. Bu durum kültürler alanında da geçerlidir. Kültür çok daha fazla çevreden etkilendiğinden, dilin daha yavaş değişmiş olduğunu düşünebiliriz ama tarihin bir döneminde belli dillerin ve dolayısıyla belli grupların ortaya çıktığını ve yayıldıklarını kabul etmemiz gerekiyor. Bu yayılmaların eninde sonunda bazı dil gruplarının avantajına gelişmiş olması da, bu grupların onları diğerleri karşısında avantajlı kılan bazı özelliklere sahip olmuş olduklarını düşünmemizi gerektiriyor.

Yukarıda adı geçen diller bugün var olan yegâne diller değil. Baskça gibi bazı tek kalmış diller olduğu gibi, Kafkas ve Çin dillerini içeren dil aileleri de var. Yine yukarıdaki liste bu dilleri konuşan insanların hepsinin aynı gruptan geldikleri sonucuna ulaştırmamalı bizi. Yukarıdaki liste sadece başarılı olmuş bir dile işaret etmektedir. Bu dil ailelerinin muhtemel atası veya ataları bir zamanlar yaşamış bazı küçük gruplar tarafından konuşulmuştur ama bu grupların devamı gruplar zamanla başka gruplara kendi dillerini kabul ettirmişlerdir. Bu çok sık rastlanan bir durumdur ve zaten bu yüzden hem bölünmeler hem de birleşmeler şeklinde düşünmemiz gerekmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...