15 Ocak 2010 Cuma

Osmanlı'nın Kuruluşu Semineri I

Bu seminerin konusu Osmanlı İmparatorluğunun çok kısa bir dönemi. Çok kaba bir şekilde bu dönemi Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluş dönemi olarak adlandırabiliriz. Kuruluş döneminin nerede bittiğini tam olarak bilemiyorum, ama bu seminer bir yerde kuruluşun da kuruluşu olarak gerçekleşecek ve daha çok Osman ve Orhan Gazi’lerin dönemiyle sınırlı kalacak.


Aslında kuruluş terimini kullanmak hem doğru hem yanlış ya da sorunlu. Osmanlı’nın kuruluşu tartışmalarında genelde ve tarihçiler arasında bile yaygın olan ilk soru, nasıl bu kadar ufak bir beylikten gayet güçlü bir imparatorluk ortaya çıktığıdır. Bu soruda hem belli bir hayranlık hem de gizli bir övünme de saklıdır. Osman Gazi’nin kurmuş olduğu bu küçük beyliğin sonucu, üç kıtaya yayılmış ve uzun süre ayakta kalmış güçlü bir imparatorluk olmuştur. Özellikle tarih atlaslarında görülen durum budur. Bütün evreler tek bir haritanın üzerine çizilerek gerçekten de büyüyen ve daha sonra da küçülen organik bir varlığın görüntüsü verilir. Bu açıdan bakıldığında Osmanlı İmparatorluğu Osman Gazi’nin Beyliğinden gelmiştir.

Fakat Osman Gazi’nin kurmuş olduğu sadece küçük bir beylikti. Belki hırslı bir insandı ve büyük bir imparatorluk düşü vardı. Böyle bir düşe Osmanlı tarihlerinde rastlıyoruz. Ziyarete gitmiş olduğu dervişin, Ede-Balı’nın evinde bir düş görür. Bu düşü yorumlayan Ede-Balı onu padişahlığın beklediğini söyler. Düşü ilk kez okumakta olduğumuz tarihler neredeyse bir yüzyıl sonra yazılmıştır. Böyle bir düşün gerçek olduğunu bile varsaysak, düş Osman’ın padişah olmasıyla ilgilidir; muazzam bir imparatorluk kuracağıyla ilgili değildir. Düşün ilk kez yazılı olarak ortaya çıktığı tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu hâlâ büyük bir imparatorluk değildi; ama büyük olasılıkla Osmanlı’nın padişahlık talebini meşrulaştırma kaygısı vardı. Yani Osman Gazi’den yüzyıl sonra bile hâlâ gayet güçlü bir imparatorluğun nasıl ortaya çıktığını anlatan bir düş mevcut değildir. Padişahlıktan çok güçlü bir imparatorluğun anlatılmaya çalışıldığını kabul etsek bile, burada önemli olan her yana yayılmış olmanın çok fazla bir anlam ifade etmediğidir. Yani nasıl oldu da böyle bir imparatorluk kurduk çok fazla şaşırılan bir durum gibi gözükmüyor. En azından bu dönemde yaşamış olan insanları çok şaşırtmamakta.

Sonuç olarak Osman Gazi’nin kurmuş olduğu küçük ve neredeyse Anadolu’nun en küçük beyliğidir. Eğer birşeyin kuruluşu söz konusu olacaksa, bu bir beyliğin kuruluşudur ve Osman’ın arkasından gelen Orhan eğer bu türden bir tartışmaya girmişse, büyük olasılıkla ufacık bir yayladan veya Söğüt havzasından nasıl bu kadar büyük bir beylik kurmuş olduklarına hayret etmiştir, bu başarıyla gurur duymuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşunu, eğer illa ki böyle bir yaklaşım izlenecekse, Osman Gazi’nin beyliğinde aramamak gerekir. İmparatorluk olmak çok daha farklı oluşumları gerektirir. Herşeyden önce daha farklı bir büyüklüğün söz konusu olduğunun bilincine varılması gerekir. Ancak ondan sonra imparatorluk kimliğinin uygulamalarının ortaya çıkmasını sağlayacak değişikliklere gidilmeye başlanır. Bunun Osmanlılar için ne zaman başladığı ilginç bir araştırma konusu olabilir. Kanımca bu bağlamda iki farklı kuruluştan bahsedilebilir. Birincisi Yıldırm Beyazid, ikincisiyse Fatih dönemidir. Yıldırım dönemine başarısızlığa uğramış imparatorluk kurma denemesi olarak bakabiliriz. Arkasından neredeyse Osmanlı’nın ortadan kalktığı bir iç karışıklık dönemi gelmiştir. Tam da bu sırada ilk Osmanlı tarihleri yazılmaya başlanır.

İlk osmanlı tarihleri ve yazarları için Osman Gazi dönemi önemlidir. Osmanlı’nın ilk çöküşünün sorumlusu olarak gördükleri Yıldırım’ın yanlışlarının ve bu yanlışlara rağmen Osmanlı’nın meşruiyetinin gösterilmesi gerekmektedir. Bunun için de Osman Gazi dönemine başvurulur. Bu tarihçiler Osman Gazi dönemi hakkında ne kadar bilgiliydiler bilmiyoruz, ama hedefleri büyük olasılıkla zaten Osman Gazi dönemini hem olumlu hem de olumsuz taraflarıyla anlatmak değildi. Ayrıca büyük ihtimalle “bir zamanlar herşey daha doğruydu” zihniyetinden hareket ediyorlardı. Osman Gazi’nin dönemi ilk kez burada bir imparatorluğun kuruluşu için malzeme olmaya başlar. Böylece Osman Gazi bir imparatorlğuun kuruluş evresi olur.

Osman Gazi dönemi tabii ki bir şeyin kuruluşudur, ama bu kanımca bir imparatorluğun kuruluşu değil, ama bir devletin ortaya çıkışıdır. Osman Gazi öldüğünde bulunduğu yöredeki ekonomik, toplumsal ve siyasi koşul ve ilişkiler önemli şekilde değişmiş, ortaya yeni bir siyasi birlik çıkmış, yeni bir devlete giden yol açılmıştır. Bu dönemde kurulan bence budur. Bu devletin arkasından bir imparatorluk gelmiş olabilir ve gelmiştir de, ama bu imparatorluğun kuruluşu bu devlet değildir ki, üstelik imparatorluğu yönetmekte olan devletin bile farklı olduğu söylenebilir. Osmanlı Beyliği’nin kurulması Osmanli İmparatorluğunun ortaya çıkamasını sağlayan değişikliklerden önemli biridir, ama bu imparaorluğu doğrudan yaratan bu beylik değildir. Üç kıtaya yayılmış olan imparatorluk ufak bir beylikten değil, ama yeterince büyük bir siyasi alandan ortaya çıkmıştır ki, bu da çok daha sonradır. Osman Gazi döneminin en ilginç yani Bizans’a ait coğrafyada birçok açıdan farklı bir devletleşmenin ortaya çıkması, bunun en başarılı örneği olmasıdır. Bu seminer bunun nasıl olduğunun tartışılmasıyla ilgilidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...