29 Aralık 2009 Salı

Uzakdoğu Semineri - VIII: Avrasya Bozkırları ve Göçebeler
Medeniyetlerle İlişkileri ve Dünya Tarihine Katkıları

Asya ve hatta Avrasya tarihinin en önemli unsurlarından birinin Avrasya bozkır dünyası olduğunu söylemek herhalde bir abartma olmayacaktır. Biçimlenme süreci neredeye bin yıl sürmüş bozkır dünyası özellikle Asya dünyasını derinden etkilemiştir. MÖ 500 yıllarında olgunlaşmış bozkır dünyası modern çağın belirmesiyle tarih sahnesini terk etmiştir. Bugün bozkır hâlâ vardır ama bir zamanların bozkır dünyası her açıdan ortadan kalkmıştır.

Bozkır dünyası her şeyden önce coğrafi ve ekolojik bir koridordur. Bu koridor sayesinde Avrasya’nın bir ucu diğer ucuyla birleşmiş, dünya tarihçilerine göre bir dünya sistemi ortaya çıkmıştır. Bu koridor, tarım medeniyetlerinin var olmayacağı bir yerde avcı toplayıcılığın dışında ve ondan çok daha gelişkin bir yaşam tarzının var olmasını mümkün kılmıştır. Bu tabii ki sadece koridorun varlığıyla sağlanmış bir durum değildir. Koridorun tarım medeniyetlerinin arasında var olması da önemli bir unsurdur. Bozkırlar sadece Avrasya’da yoktur. Avrasya bozkırlarının benzeri, Meksika’dan Kanada’ya güneyden kuzeye uzanan bir formasyon da Amerika’da da vardır. Fakat Amerika’nın bozkırları çeşitli nedenlerden ötürü Avrasya bozkırlarınkine benzer şekilde gelişmemiştir. Bunun nedenlerinin en önemlilerinden biri Amerikan bozkırlarının göçebe pastoralliğin ve hatta göçebeliğin bile ortaya çıkmasını sağlayacak unsurları barındırmamasıdır. Örneğin at yoktur. Diğer yandan batı ve doğusunda Avrasya’da ortaya çıkmış gelişkin tarım medeniyetleri de olmamıştır. Amerika bozkırları atlı toplulukları ancak Avrupalılar atı getirdikten sonra görmüştür. Diğer bozkır örneklerine daha ufak boyutlarda Uruguay-Arjantin bölgesi ile Güney Afrika’da rastlamak mümkündür. Neticede Avrasya bozkırları ve Avrasya bozkır dünyası özeldir; başka hiçbir yerde rastlanmaz. Bozkır dünyasının belirmesi için göçebe pastoralciliğin gelişmesi gerekmiştir ama bu yaşam tarzı diğer yerlerde de gelişmiştir. Yine de her yerde Avrasya bozkır yaşamına benzer bir yaşam tarzı görülmemiştir.

Nedir bu yaşam tarzının farklılığı? Burada bakış açısı tamamen öznel bir bakış açısıdır. Göçebe pastoral grupların dünyası medeniyetlerin yarattığı bir dünyadır, göçebe pastoral grupların tarihi ancak medenilerin yazdığı tarihler, ürettikleri anlatılar nispetinde olmuştur. Göçebe pastoral gruplarının kendi yarattıkları tarihler veya geride bıraktıkları yazıtlar bile ancak medeniyetlerden aldıkları teknolojilerle, öğrendikleri pratiklerle mümkün olmuştur. Bu açıdan bakıldığında göçebe pastoral toplulukların dünya tarihindeki yeri ve önemi tamamen medeniyetler tarafından belirlenmiştir ve bu topluluklar medeniyetleri rahatsız ettikleri ölçüde bilinmiştir. Bu yüzden Avrasya bozkır dünyası başka bir yerde görülmemiştir. Çünkü medeniyetlere verilen rahatsızlık açısından bakıldığında Avrasya bozkır dünyası diğer göçebe pastoral dünyalarından çok farklıdır. Ve burada bahsedilen yaşam tarzı farklılığı da neticede medeni toplulukların bugün elimizdeki söylemlerinin yarattığı bir farklılıktır. Bu farklılık da tamamen düşman, barbar, anti-medeni anlamında bir farklılık yaratmıştır.

Bozkır dünyası medeni değildir. Kendi çevresini yaratmamıştır, var olan doğa koşullarına uyum sağlamış, burada yaratılabilecek en karmaşık sistemi yaratmıştır. Bu, avcı-toplayıcılığın çok üstünde bir yaşam tarzıdır. Karmaşık toplumsal örgütlenme biçimleri, sınıf ayrımı, devletimsi yapılar ortaya çıkmıştır ama bunun ötesine geçen karmaşık bir kentsel yaşam hiçbir zaman var olmamıştır ve bu yüzden de göçebelerin kurduğu medeniyetlerden bahsedilemez. Göçebelerin parçası oldukları ve hatta hâkim unsur konumuna yükseldikleri medeniyetlerden bahsedilebilir ama bunlar özünde göçebelerin yarattığı değil, zorla ele geçirdikleri medeniyetlerdir. Göçebe pastoralcilik bozkırlara en uygun yaşam biçimidir. Bir tek hayvancılık bu bölgede karmaşık toplumsal örgütlenmelerin ortaya çıkmasına izin vermiştir. Hayvancılığın hızlı biriktirilebilir ve elden çıkarılır yapısı asimetrik güç ilişkilerine dayanan görece büyük toplumsal örgütlenmelerin ortaya çıkmasını sağlamıştır ama yine aynı nedenden ötürü belli bir düzeyden ileriye geçmek de mümkün olmamıştır. Belli bir düzeyi aşmayan görece kalabalık ve tamamen türdeş bir göçebe pastoral dünyası ortaya çıkmıştır.

Bu dünya medeni dünyanın hemen yanı başında yeşermiştir. Medeni dünyayı askeri açıdan tehdit edecek boyutlara ulaşmış, medenileri de kontrol eden siyasi örgütlenmeler oluşturmayı başarmıştır ve medeniler ile Avrasya göçebelerinin ilişkilerini de bununla sınırlamak gerekmektedir. Tarih boyunca görülen büyük göçebe konfederasyonları da ancak medeniyetler sayesinde mümkün olmuştur. Bir karşılaştırma yapacak olursak, göçebe pastoraller olmasaydı tarım medeniyetleri ve genelde medeniyet yine olacaktı ama bu tarım medeniyetleri olmasaydı, bugün tarihte bilinen biçimiyle bir bozkır dünyası hiçbir zaman var olmayacaktı. Zaten göçebe pastoralliğin evrimi açısından baktığımızda, tarım olmadan böyle bir yaşam tarzının belirmesinin olanaksız olduğunu görürüz.

Göçebe pastoraller temelde iki açıdan medenileri etkilemiş veya onların ilgisini çekmiştir: (1) Gelişmiş savaşçılıkları ve (2) Dünya sistemine katkıları. Diğer açılardan bakıldığında, başat olan medeniyetlerdir. Daha farklı bir açıdan baktığımızda, bu ilginin kaynaklarını şöyle ifade etmek de mümkündür. (1) Göçebeler bir boşluğu doldurmuştur. Burada ekolojik ve coğrafi bir boşluktan bahsediyoruz. Bu boşlukta oluşturulan iletişim ağları sayesinde daha büyük etkileşim ağları mümkün olmuş, ilk küresel sitemler kurulmuştur. Bu sayede farklı diller, dinler ve teknolojiler birbirleriyle karışmıştır. Göçebelerin insanlık tarihine yaptıkları en büyük katkılardan biri budur. Göçebeler olmasaydı da bu tür bir sisteme ulaşılacaktı ama göçebeler sayesinde biraz daha erken bir tarihte ve çok daha etkin bir şekilde kurulmuştur bu sistem. Göçebelerin özellikle Cengiz Han dönemindeki savaş gücü olmasaydı, bu tür etkileşimler muhtemelen uzun bir süre boyunca çok daha kısa süreli etkileşimler olarak kalacaktı. Bozkır koridoru bağlantının sağlandığı tek yer değildi. Güneyde Hint Okyanusu da benzer bir işlev görmüştür. Bu ikisinin karşılaştırılması herhalde ilginç bir çalışma olacaktır. Fakat Bozkır koridoru kanımca çok daha geniş bir alanda etkileşim ağlarının kurulmasını sağlamıştır. (2) Göçebeler tarihin önemli rastlantısallıklarından biridir. Var olmasalardı, birçok şey yine ortaya çıkacaktı ama var olduklarından ötürü, birçok farklı şey ortaya çıkmış, daha farklı yönlerde hareket edilmiştir. Göçebeler olmasaydı ne olurdu, söylemesi zor ama sahip oldukları savaş gücünün birçok şeyi değiştirdiğini söyleyebiliriz. Katkıları olumlu ve olumsuz olmuş olabilir; bunun belirlenmesi biraz da bakış açısına bağlı. Örneğin Çin İmparatorluğu’nun gelişimi çok daha farklı olabilirdi. Aynı şekilde Roma İmparatorluğu da daha farklı bir yönde gelişmeye devam edebilirdi. Bu ikincisi doğrudan Avrasya göçebeleriyle ilgili bir durum değil ama Avrasya göçebeleri hareketleriyle büyük bir hareketlenme başlatmasalardı, Roma İmparatorluğu farklı bir yaşam sürebilirdi. Bir insan deposu olarak medeniyetlere hizmet etmiş olduklarını da unutmamak gerekir. Özellikle İslam göçebelerden çok yararlanmıştır.

1 yorum:

  1. Yıllardır bu konular üzerine çalışıyorum..Akıllı mantıklı ve bu kadar düzgün yazılar yazan kişi sizi gördüm.Bu konuda yazı yazanların ilk satırında islamcı cahilin teki olduğunu görüyorum..siz akedemisyenlerden daha fazla yazdığınıza hakimsiniz.. yazıyı okurken konuya tam hakim olduğunuz ve akılsal ve mantıksal bakış açısıyla baktığınız anlaşılıyor..tebrik ederim. Benden zeki olmanız zor ama bendden iyi eğitim aldığınız belli..ben çok biliyor ama iyi anlatamıyorum..çok çalışarak kapatıyorum..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...