12 Temmuz 2009 Pazar

Grup, Kültür, İletişim - I

Grup/Birey

İnsanların gruplar halinde yaşadığı herhalde herkesin bildiği ama çok az kişinin üzerinde düşündüğü bir ayrıntıdır. Bu tespite araştırmalarında yer veren araştırmacıların sayısıysa çok daha azdır. İnsanların gruplar halinde yaşadıkları ve bu yüzden de grup yapılarında meydana gelecek değişimlerin insanların içinde bulundukları koşulları ve onların tavırlarını doğrudan etkileyeceği çoğu kez gözden kaçmaktadır. Oysa burada insan pratiklerini etkileyen önemli bir parametre söz konusudur. Grup büyüklüğü veya nüfusu insan davranışlarını ve pratiklerini tamamen insandan bağımsız bir şekilde etkileyebilir. Yani insanlar sadece belli bir kalabalıklaşmanın üyesi oldukları için farklı tepkilerde bulunmaya ve farklı konulara kafa yormaya başlayabilir. Örneğin insanların grup içinde bir birey olarak kendilerini öne çıkartma eğilimi, kalabalık olarak tanımlanabilecek ortamlarda daha fazla önem kazanmaya başlayabilir. Ya da sırf kalabalıklaşmadan ötürü grup sınırlarına verilen önem artmaya, insanlar birbirlerine karşı çok daha ayrımcı olmaya başlayabilirler. Görüldüğü gibi, sadece sayıların artması bazı insan pratiklerin farklı şekillere dönüşmelerine yol açabileceği gibi, tamamen farklı pratiklerin bile orta çıkmasına neden olabilir. Bu elbette insanın tüm toplumsal pratiklerinin ve en önemlisi de tarihin grup büyüklüklerdeki değişikliklere indirgenebileceği anlamına gelmemektedir. Diğer yandan, eğer konumuz insanların tarihsel anlatı üretimlerini anlamak, bunu nasıl yaptıklarını veya tarihsel anlatıların içeriklerinin ne gibi faktörlerden etkilendiklerini anlamaksa, o zaman grup dinamikleri önemli ipuçları sunabilecektir.

İnsanlar elbette gruplar halinde yaşayan tek tür değildir. Gruplar halinde yaşayan birçok tür vardır ve bu tüm türler tek bir grup tipi altında incelenemeyebilir. Genelde grupsallık söz konusu olduğunda hemen aklımıza gelen diğer fenomen bireyselliktir. İlk bakışta bireysellik elbette grupsallığın karşıtıdır ama insanların durumunda ya birey ya grup şeklinde düşünmemeliyiz. Daha çok kültürel olan bu şemanın sınırları dışında düşünmeye çalışmalıyız. Çünkü insan aynı anda hem birey hem de grup olarak var olan bir türdür. Her ne kadar türleri incelerken kendimizi iki kategoriyle sınırlıyorsak da, aslında daha fazla sayıda var olma biçimi söz konusudur.

Örneğin işlevler bazında uzmanlaşmış bireylerden oluşan gruplar olabileceği gibi, her bireyi aynı işlevleri yerine getirebilen ve grup halinde yaşayan türler de vardır. Ya da basit bir şekilde tamamen fiziki nedenlerden ötürü bir araya gelen türler vardır. Yaşamını sadece birey olarak sürdüren, örneğin, kaplanlar gibi türler de vardır. İnsansa, biraz önce değinildiği gibi, hem bir grup içinde var olur hem de bir bireydir. Bu ikisi bir arada ve aynı anda var olurlar. Birini diğerinden ayırmak mümkün değildir. Ayrıca bir de az da olsa bir işlev farklılaşması vardır: Erkekle kadın farklıdır. Tıpkı bazı türlerde olduğu gibi, sadece kadının yapabildiği en az bir işlev söz konusudur.

İlk bakışta çok önemli gözükmese de, bu yapı insanın bazı şeyleri daha farklı algılamasına ve daha farklı şeyler hissetmesine, daha farklı sorunlarla uğraşmasına yol açar. Sırf bu farklılığından ötürü insan, diğer türleri de bu şekilde kategorileştirme eğilimindedir. Güçlü bireyselliğimiz diğer türlerde de aynı özelliği görmeye zorlar bizi. Diğer yandan tüm yaşamımızı etkileyen ciddi bir birey mi, toplum mu sorusuyla karşı karşıyayızdır. Bu ikisi arasında bir seçim yapma eğiliminde olsak da, aslında hiçbir zaman bu soruyu cevaplandıramayıp tüm yaşamımız boyunca bu iki kutup arasında gidip geliriz ki, muhtemelen hiç de şaşırmamak gerekmektedir bu duruma. Belki de karşıt ikilikler şeklinde görmemizin en önemli nedeni bu yapıdır. Örneğin kadın-erkek farklılığı muhtemelen doğadaki her şeyi de bu şekilde görmeye zorlamaktadır bizi. Tabii bazı durumlarda, örneğin Uzakdoğu düşüncesinde, karşıtlar arasında uyum fikri veya şeması daha çok öne çıkmaktadır ki, bu düşünceye de bu doğal yapımızdan ulaşmak mümkün gözükmektedir.

Konuyu toparlayacak olursak, insan ne birey ne de grup halinde var olur. İnsan, bir grup içinde var olma zorunluluğundan kopartılamayacak bir bireydir ve bunun tersi, yani birey olarak var olma zorunluluğundan kopartılamayacak bir grup türüdür de denebilir. Bu ilişkinin üzerine bir de kadın-erkek şeklinde karşımıza çıkan bir tür içi farklılaşmayı da yapacağımız insan nasıl var olur tanımına dâhil etmemiz gerekmektedir. Yani insan öyle bir türdür ki, onu tek bir resim veya şekille göstermek mümkün değildir. Örneğin biyoloji kitaplarında yer alan erkek biçiminde çizilmiş insan resmi kesinlikle yanlıştır ama bu resmin bir bireyi gösteriyor olası da yanlıştır. İnsanı tanımlamak için çizilmesi gereken resim, hem erkek hem de kadın içeren bir grup insandır. İnsanla ilgili her türlü çalışma, özellikle de tarih, her şeyden önce bu noktanın kavranmasıyla başlamalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...