12 Mart 2009 Perşembe

Darwin'e Sansür, Evrim Yaratılış Çatışması

Nedir Darwin’in başına gelenler? Eserini mümkün olduğunca geç yayınlamaya çalışmış. Haklıymış. Öyle bir konuya el atmış ki, doğumundan iki yüzyıl sonra, ortaya attığı kuram iyice yerleştikten, geliştirildikten ve kanıtlandıktan sonra bile saldırıların hedefi olabiliyor.

Sanırım eğer evrim kuramını en tepede bir yaratıcı fikriyle ortaya atsaydı, bu kadar gürültü kopmayacaktı. Zaten mesele de bu: Evrim kuramı yaratıcı ve yaratılış söylemini geçersiz kılıyor. Yaşamın ve de insanın ortaya çıkışını bir yaratıcıya ve yaratılış sürecine ihtiyaç duymadan açıklıyor. Bu da neredeyse Mezopotamya medeniyetinin belirdiği andan itibaren, en azından dünyanın bu bölgesindeki (sanırım Batı diyebiliriz) en önemli kültürel şemayı temellerinden sarsmış oluyor.

Kimine göre sadece bir “teori”. Maalesef bu kişiler bilim dünyasında teori denildiğinde, bunun günlük dildeki teoriden farklı bir şey olduğunu farkında değil. Haydi, fosilleri ve diğer bulguları bir kenara bırakalım ama genetik alanındaki son bulguları ne yapacağız? Evrim kuramının ya da daha doğru bir deyişle böyle bir sürecin olduğuna dair artık bir şüphe kalmadı. Ama hâlâ sadece bir teori diyenler var.

Evet, Darwin’in kuramı bir bakıma eksik bir kuram, bazı sorunları var. Ama bu sorunlar evrim sürecinin varlığıyla ilgili değil; evrim sürecinin işleyişiyle ilgili. Haliyle Darwin birçok ilerlemeyi göremedi ve bu yüzden de onun kuramını, içerdiği çeşitli zayıflıklardan ötürü eleştiren ve farklı mekanizmalar öneren daha farklı evrim kuramları var. Yoksa ne yanlış bir kuram söz konusu ne de sadece bir kuram.

Burada elbette maymun ilişkisini aşan çok daha önemli bir kavga var. Evrim kuramı, her şeye egemen bir güçten ziyade, var olanın kendi kendisini ortaya çıkarması, çeşitliliğin kendi dışında bir şeye bağlı olmaması öneriyor. Bir plan, bir tasarı olmaması ve en önemlisi de bir zekâya, bir akla ihtiyaç duyulmamasını getiriyor. Sanırım bilimle dinin bir türlü aynı noktada buluşamamasının en önemi nedeni de bu. Aslında bu çatışmayı, batı dinleri ve batı bilimi arasında görmek gerekiyor. Batı derken İslam dünyasını dışarıda tutmuyorum. Yani söz konusu olan, yaratılış kültürünün egemen olduğu bölgenin bir kavga. Haliyle Batı’nın bilimci söylemi de, karşı olduğu yaratılışçı ve tek tanrıcı din söylemi kadar keskin olabiliyor. Kavganın terimleri ikisi için de aynı. İkisi de tek tanım, tek gerçek benim kavgasına tutuşmuş. Bu durumda elbette bir uzlaşmaya ulaşmak zor olacak. Her ikisinin de bir arada var olabileceği bir gerçeklik tanımında anlaşmak gerekiyor ama bu durumda ikisinin de bir parça değişmesi gerekecek. Sanırım dinin işi biraz daha zor. Yaratılış ve yaratıcı söyleminin farklı bir yerlere oturtulması gerekiyor ama evrim kuramı bunu epey zorlaştırıyor. Kavga da buradan çıkıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...